AHMET’İN ARDINDAN AĞIT

Köyden telefon ettiler, Memiş’in Ahmet ölmüş. Cenazesi İstanbul’dan getirilmiş ve komşuların katıldığı törenle annesi ve babasının yanında toprağa verilmiş.

O benim ilkokulda sınıf arkadaşımdı. 1958’de beşinci sınıftan sekiz kişi diploma aldık. İkisi kız altısı erkek bu kadrodan Ahmet’in de ölmesiyle beş kişi kaldık.

Ahmet, az topraklı komşumuz Memiş Emmi’nin çocuklarındı. 1942 doğumlu olmalı. 1954’te bir vekil öğretmenle geç vakit köye okul açılınca, okuma ve yazmayı, dört işlemi mahalle mektebinde öğrenmiş çocuklar gibi 12 yaşında ikinci sınıfa yazmışlar. Ahmet’le üç yıl aynı sınıfta okuduk.

Bütün köylüler, okumanın ne büyük nimet olduğunu bilirlerdi. Kızları henüz ilkokuldan sonra okutma çabasına girilmemişti. Altı erkek çeşitli yatılı okulların sınavlarına girdiysek yalnız iki kişi Öğretmen Okulu sınavını kazandık. En önemli serveti olan atıyla çarşıya yük götürüp getiren Memiş Emmi, Ahmet’i ortaokula verdi. Köye yol yapılmasına daha on yıl var. Memiş Emmi, Ahmet’in ısınacağı odunu atıyla altı saatlik köyden götürüyor. Ahmet’le ilgili kim bilir ne hayalleri vardı. Kravatlı bir memur olsaydı Ahmet, maaşa dâhil olsaydı. Ayağı çamurdan kurtulsaydı, herkesten saygı görseydi. “Memiş’in oğlu” diye parmakla gösterselerdi…

ŞEHZADEBAŞI’NDA KOLACI AHMET

Ortaokulu bitirdi mi, yarıda mı bıraktı bilmiyorum. Köyde eli iş tutanlar, sırtlarına bir yorgan sarıp İstanbul’un yolunu tutuyorlardı. Ahmet İstanbul’dan gönderdiği mektuplarda adresini şöyle bildirirdi: “Şehzadebaşı’nda Kolacı Ahmet diye yaz.”

İstanbul’da uzun kaldı. Kendisinden haber alınamıyordu. Sağda solda geçici işlerde çalıştığı, düzensiz bir hayatı olduğu duyuluyordu. Babası ve özellikle anası Fadik Abu, Ahmet’im deyip Ahmet’in işitiyordu. Onu köye getirmenin bir yolu yok muydu? Anasının gözleri açık gitti!

Ahmet’i köyde öksüz ve yetim bir kızla sade bir törenle evlendirdiler. Bu Ahmet için bir dönüm noktası olabilirdi. Komşular, hısım akraba bu evlilikten çok şey bekliyorduk.

Fakat o da ne? Ahmet, yeni evlendiği narin kızı fena halde hırpalıyormuş! Tatile gittiğim zamana denk geldi. Evlerine birkaç kez gittim. Memiş Emmi yataktan kalkamıyordu. Ahmet’e arkadaşça öğütlerde bulundum.

Fakat Ahmet, İstanbul’daki sorumsuz ve başıboş hayatı özlemiş olacak ki, kızı bırakıp İstanbul’a gitti ve galiba bir daha da gelmedi. Kızı uzak bir köye gelin ettiler. Memiş Emmi öldü. Ev boşaldı. Yıkıldı. Ahmet köyde payına düşen tarla parçasını da sattıktan sonra onu köye bağlayan hiçbir şey kalmamıştı…

AİLE DAYANIŞMASI

Bu ölüm olayı üzerine soruşturdum. Anne tarafından akrabaları, pirim borçlarını ödeyerek Ahmet’i sigortaya bağlatmışlar. Aile ülkemizde hâlâ koruyucu bir kurum. Ahmet emekli olmuş, birkaç yıldır yaşlı bakım evinde kalıyormuş. Yaşı ilerlemiş bazı emsalleri gibi beş vakit namazını aksatmadığı gibi geçmişte kılmadığı namazları da kaza ediyormuş. Hatta bakımevinde bir mevlit de okutmuş. Bundan hâsıl olan sevabı, evlat hasretiyle yanıp tutuşan ve gözleri açık giden anası Fadik Abu’nun ve babası Memiş Emmi’nin ruhlarına da göndermiş olmalı.

Ah sevgili arkadaşım Ahmet! Şimdi ben senin hakkında bu ağıtı düzerken nelere kahredeceğimi düşünüyorum. Yoksulluğun gözü çıksın demem yeterli olmaz. Onun sebep olduğu çok düzensizlik var! İşsizlik, eğitimsizlik, perişanlık, aileden kopma ve kayboluş!

İlkokuldayken Kızılay bazı eşya göndermişti. Öğretmen gelen bir ceketi sana giydirmek istedi. Yoksulluk yüzünden yardım almak onuruna dokunduğu için kabul etmedin. “Bu ceket ancak sana uyuyor” diye yalan söyleyerek seni ikna ettik. Sonra öğrendik ki, “Öğretmen bu ceketi bana sattı” diyerek babandan 21 lira almışsın! Sonra başkalarından hep ödemeyeceğin bazı borçlar aldığını öğrendik. İstanbul, kimilerini zengin ediyor, senin gibi garibanları da perişanlığa sürüklüyordu.

GELECEKLERİN İŞÇİ AHMETLERİ

Sana “işsizlikten, yoksulluktan kurtulmak için örgütlü bir mücadele gerekir” diyen oldu mu bilmem. Kolundan tutup bir sendikaya, işçi mitinglerine götüren? Eline bir kitap veren? Bambaşka bir dünya kurmanın mümkün olduğunu söyleyen oldu mu? Olsaydı kulak verir miydin Ahmet?

Ölüm haberini aldığımdan beri seni düşünüyorum Ahmet. Seni uzaktan bu duygularla yolcu ediyorum. Bundan sonraki 1 Mayıs törenlerinde işçi tulumlarıyla ellerinde bağımsızlık ve hürriyet isteyen pankartlarla kent meydanlarına akacak emekçi Ahmetleri hayal ediyorum. (28 Haziran 2021)

zekisarihan.com

Fotoğraf: Ahmet’in toprağa verilmesi.

Leave a Reply