AYASOFYA DİLE GELSE


Ey “Kutsal Bilgelik” yapısı Aya Sofya!


Şu günlerde senin hakkında hararetli bir tartışma var. Bazıları, seni yeniden cami yapmak istiyorlar.
Namaz kılmak isteyenler camilere sığmıyormuş! Sultanahmet dolup taşmış, Çamlıca Camii bile cemaati almaz olmuş! Bu nedenle senin de 76 yıldır müze olmaktan çıkarılıp camiye çevrilmen gerekiyormuş! Sen Fetih hakkıymışsın.


Minarelerinden yükselecek ezan sesi, ülkeyi yönetenlerin ululuğunu bütün dünyaya kanıtlayacak!
Dile gelsen de anlatsan: Senden önce isyancılar tarafından yakılıp yıkılan iki Aya Sofya üzerine Bizans İmparatoru Justinianus tarafından,


İmparatorluğunu pekiştirmek ve Bizans halkları üzerindeki gücünü takviye etmek için yaptırıldığını, bunun için dönemin ünlü matematikçi ve fizikçilerini işe koştuğunu, Akdeniz Havzasındaki ülkelerden hazır işlenmiş yapı malzemelerini, ağır sütunları bugün bile anlaşılmayan yöntemlerle İstanbul’a getirtip beş yıl gibi kısa bir sürede o zamana kadar dünyanın en büyük tapınağını yaptırdığını söylesen. Seni inşa etmek için on bin işçinin geceli gündüzlü ter döküğünü anlatsan.

Mozaiklerini hangi sanatçıların özene bezene işlediğini, depremlerde çatlayan duvarlarını kaç mimarın onardığını hikâye etsen. Bütün bu çabaların sende taç giyen imparatorlara bile yaramadığını, birçoğunun halk ayaklanmaları ve şiddetli mezhep kavgaları nedeniyle taçlarını kaybettiğini fısıldasan. Belki seni cami yaparak iktidarını pekiştirmek isteyenlere bir ders olur. Kaç işgal, kaç fetih gördün? İstanbul’a çöken felaketler karşısında şu geçen bin beş yüz yıl içinde imparatorların tebaları sana doluşup haç çıkararak, ilahi okuyarak ve avuçlarını göğe açarak yalvardılar. Bunlardan hiç birinin ne salgın hastalıkları, ne deprem ve yangınları. Ne de surları döven top güllerini engelleyemediğini iyice izah etsen. Senin hazirende kaç imparator, kaç prens, kaç sultan gömülü? Onlar da seninle birlikte dile gelse, senin üzerinde siyaset yapanlara, din ve milliyet üzerinden aç gözlü ve doymayan hırslara sahip olanların iflah olmadığını açıklasa. İyi ve doğru olanın milletler arasında ebedi bir barış anlayışı olduğunu dile getirse.


Ey, Doğunun, Batının, Kuzeyin, Güneyin gözbebeği, insanların sütunlar arasında hayranlıkla dolaştığı Kutsal Bilgelik yapısı! İmparatorlar, Sultanlar, Avrupa’da, Asya’da, Kuzey Afrika’da başka halkların zenginliklerini yağmalamak için sefere çıkarken, düşman ordularını tarümar edip, onların altın ve gümüşlerini yağmalamak, kadın, kız ve çocuklarına el koyarak İstanbul’a getirmek için sende yaptıkları ayinlerden medet umdular. Kanlı seferlerinden döndüklerinde esir pazarlarını senin önündeki meydanda mı kurdular? Sultanlar, kendilerine ayrılmış özel mahfelde yerlerini alarak kendilerine zaferler ihsan eden Allah’a sende mi dua mı ettiler? Dile gelsen de desen ki: “Boşuna hayal kurmayın. Başarının da yenilginin de nedeni ne kiliseler, ne camiler ne de havralardır. Dualarınızı ulaştırmak istediğiniz Varlık, bu yapıların kubbesinde kulağını dikmiş sizi dinliyor değildir. Ben 1500 yıllık tarihinde güngörmüş, çok şey öğrenmiş bir yapıyım. Geçmiş devirlerin “fetih ruhu” yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. Benim başımdan geçenlerden ders almak istiyorsanız, din ve milliyet fanatiği olmayı bir yana bırakın. Beni insanlığın dersler çıkaracağı bir yapı olarak koruyun. Artık hiçbir dinin mabedi değil, insanlığın ortak mirasıyım. Halkınıza hizmet etmek istiyorsanız ülkenizi imar edin. Kendi mühendisleriniz güzel yapılar yapsın. Herkesin başını sokacağı sıcak bir yuvası, işi, aşı olsun.


Bunu anlayacak bir “Bilgelik”ten yoksun iseniz ve hâlâ fetih rüyaları görüyorsanız iflah olmayacağınıza kalıbımı basarım.” (14 Haziran 2020)


zekisarıhan.com

Leave a Reply