AZİZ NESİN ELBETTE HAKLIDIR, ÇÜNKÜ…

Zeki Sarıhan

Daha geçen ay (6 Şubat) paylaştığım “Otoriteye Boyun Eğmemek” başlıklı yazımda, “Ezberleri ve otoriteleri olan” okurların benim ezber bozan yazılarım karşısında nasıl şaşkına döndüklerini anlatmıştım.

28 Şubat 2019 günü paylaştığım “Aziz Nesin Beni Nasıl Haşladı?” yazım, tam da bunun ölçüldüğü bir yazı oldu. Gerçekte o yazıyı hiç de bir ezberi bozmak amacıyla yazmamıştım. 1984’te Unutulmayan Öğretmenler adlı kitabı hazırlarken bu kitap için yazı istediğimiz çoğu eğitimci olan aydınlara gönderdiğimiz bir ortak mektubu ve Aziz Nesin’in buna verdiği yanıtı yayımladım.  Hiçbir yorum yapmadım. Doğrusu okurların doğru yorumu kendilerinin yapacağı kanısındaydım. O da Aziz Nesin’in kendisinden yazı isteyen bir öğretmeni haksız yere aşağıladığıdır. Nesin’in büyük bir yazar olduğuna kalıbımı basarım. Onun birçok kitabını gençliğimizden başlayarak hayranlıkla okuduğumuz gibi öğrencilerimize de okuttuk. Ona yazdığımız mektupta bütün bunları belirtmemiz gerekmezdi.

O ise büyük bir yazar olduğunu hissettirerek kendisinden ancak özel bir mektupla yazı isteyebileceğimizi yazıyor, bunu yapmadığımız için “Bir ülkeniz öğretmenleri böyle olursa” diyerek bizi aşağılıyordu.

Aziz Nesin

Eleştiri bir hak ve görevdir. Ben de bütün demokrat öğretmenler gibi değil Aziz Nesin gibi bir yazardan öğrencilerimden gelen eleştirileri ciddiye almışımdır. Hatta onlara eleştirinin kaçınılmaması gereken bir görev olduğunu öğretmek için beni eleştirecekleri fırsatları bol bol vermişimdir. Bunun bir eğitim yöntemi olmasını da önererek “Öğretmeni Eleştirin” (2016) kitabımda bol örneklerle anlattım.

Aziz Nesin’le yazışmalarımıza yorum yapan arkadaşların çoğu beklemediğim biçimde Aziz Nesin’i haklı, beni haksız buldu. “Ellerine geçirseler, beni nerdeyse dövecekler! Bunlardan bazı örnekleri aşağıya alıyorum. Otoriteye boyun eğmek dediğim tam da buymuş.  Tekrar etmek zorundayım ki, bu tutumla iyiyi kötüden ayırmak, gerçeğe ulaşmak ve hayatı ilerletmek mümkün değildir.

SEN KİM OLUYORSUN DA…

 “Ne güzel bir ders vermiş büyük ustamız. Bu da biz öğretmenlerin kulağına küpe olsun. Size de teşekkürler. Açık yürekliliğinizden ötürü.”

 “Ben Aziz Nesin’i haklı buldum. Sizin mektubu okurken hemen “BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEZ” aklıma geldi!”

“Öncelikle dürüstlüğünüz için ikinizi de kutlamak gerek Zeki Hocam. Keşke böyle mertçe yazıp, paylaşabilseydik, her şey daha güzel olurdu.”

 “Ünlü yazar ve düşünür elbet ki haklıdır. Biz ona yetişecek düzeye gelemedik.”

 “Aziz Nesin haklı. Ondan öğretmenleriyle ilgili anı isterken herkese ortak yazılan mektup yerine özel mektup gönderilmeliydi. Öğretmenleriyle ilgili Böyle Gelmiş Böyle Gitmez kitabında anılar olduğu belirtilip kitap için özgün bir metin istendiği açıklanmalıydı. 34 sanatçıdan Aziz Nesin gibi tavır koyan çıkmaması Aziz Nesin’in yanıldığı veya haksız olduğu anlamına gelmez. Böyle Gelmiş Böyle Gitmez kitabından öğretmenleriyle ilgili anılardan yayınladığınız kitaba uygun bir bölüm seçilip yayınlanmalıydı. Hem Aziz Nesin’in yanıtı kitaba girmiş olurdu hem de okuyucu üzerinde etkili olurdu.”

 “Ünlü bir yazar için sanki bir emr-i vaki mektubu olmuş gibi. Kişisel, özgün bir mektup daha şık olurmuş.”

“Aziz. Nesin haklı. Kolay kolay Aziz Nesin olunmuyor.”

Nesin haklı. …evet… Asıl soru şu: Siz bugün böyle bir kitap hazırlayacak olsaydınız aynı veya benzer bir metinle mi belirtirdiniz düşüncenizi? O kitap bende var ayrıca… Pek çok kitabı kütüphanemden çıkardığım halde o duruyor, değerli yani.”

EZBERİ OLMAYAN İKİ YORUM

“Şaşırmadım desem yalan olur. Aziz Nesin’in söylediğinin aksine, “rica”lı “dilek”li bir yazı yazmışsınız, hiç de askeri buyruk gibi durmuyor. Ayrıca yazıların hepsinin belli bir içeriğe sahip olması için birtakım başlıkları da belirtmişsiniz. Bunun da biçimsel bir birlik sağlamak adına yaptığınızı da belirtmişsiniz. Zaten diğer 34 kişinin ricanıza uyması ve size içerik iletmesi Aziz Bey’de bir gariplik olduğunu düşündürüyor. Değişik bir anı olmuş. Neyse ki sonu iyi bitmiş…”

“ …Eza cefa çekmiş, yoklukla, acıyla, açlıkla sınanmış birisi, o şartlarda bile insanlara yararlı olmaya çalışmış birisidir. Ancak; size yazdığı cevabın satır aralarında da okunabileceği gibi: yaşamının son kısmında şöhret zehirlenmesi yaşamış, gerçek bir halk aydınında olmaması gereken, insanlara tepeden bakma zaafına sıklıkla düşmüştür. 
Başta Nazım olmak üzere diğer toplumcu gerçeklik yazarlarını eleştirilerinde kıskançlığı ve küçük görmesini sezdiğim süreçte ise NESİN, kişi olarak gözümden hızla düştü. Çok yararlandığım kalem ve yapıtları için, bilinç oluşumumdaki payı için, özgür, özgün ve eleştirel bakma yetimdeki katkıları için saygı ve rahmetle yâd etmek isterim…” (11 Mart 2019)

Adı geçen yazılar için link: zekisarihan.com

Leave a Reply