BAL TUTAN PARMAĞINI YALAMIŞ!

BAL TUTAN PARMAĞINI YALAMIŞ!

Zeki Sarıhan

Her şey  bu kadar yalın: Bal tutan parmağını yalamış.

İktidara bu kadar canhıraş bir hevesle yapışmanın asıl amacı da bal peteklerinin hepsini tutmak ve bol bol parmağını yalamak.

“Zehir zıkkım olsun!” demenin hiçbir faydası yok. Birkaç gündür Man Adası belgelerinde ortaya saçılan kişi ve rakamlar ve Rıza Zarrap’ın itirafları, muhataplarının yüzünü bile kızartmıyor. “İnkâr yiğidin kalesi” demişler. Bununla kalsa iyi, gerçeği ortaya dökenler hakkında ağza alınmayacak hakaretler yapılıyor. Ne kadar çok bağırırlarsa gerçeğin üstünü o kadar örteceklerini sanıyorlar. Muhalefetten bir kişi konuşsa menfaat çetesinden 20 kişi koro halinde cevap vermeye çalışıyor. Politikacılarıyla, besleme basınlarıyla nasıl da koro halinde hücum ediyorlar.

Kim bilir belki de güneş balçıkla sıvanır!

Örtebilirler mi, bir süre için evet.  Rüşvet alan bakanlarla ilgili bütün belgeler açıkken Meclis’teki çoğunluklarına dayanarak nasıl da örttüklerini sanmışlardı.

 “Elinde belge varsa savcılığa git” diyorlar.  Hiçbir savcının ucu yukarılara dokunan bir dava açmaya cesaret edemeyeceğini biliyorlar. Merkez gazeteleri bile konuyu manşetten vermeye korkuyor.

Hükümetin borazanı haline gelen TRT, Ana muhalefet Partisi Genel Başkanının grup konuşması sırasında “şimdi kutuyu açıyorum” dediği anda yayını kesiyor… Korkunun bundan daha açık işareti olabilir mi?

Gerçekte korku dağları bekliyor. Uykularında kâbus gördüklerine adınız gibi emin olabilirsiniz.

Çok belli ki, arkasında büyük bir güç olamayan gerçek yetimdir. Ama hiçbir gerçek de uzun süre gizli ve ezilmiş kalamaz. Bazı vicdanlarda yankısını bulur.

İktidar partisine oy veren ve belki bundan sonra da oy vermeye niyetli olanlar arasında da bir vicdan dalgalanması beklenir…

İktidar mücadelesi, ülke kaynaklarını kendi sınıfı lehine kullanma mücadelesinden başka bir şey değildir. Peki, her iktidara gelenin yolsuzluk yapması kaderimizde yazılı mıdır?

Hayır, bunu önleyecek olan iktidarı denetleyici kurumların ve kamuoyunun varlığıdır.

ÇEKİRGE BİR SIÇRAR… İKİ SIÇRAR…

Ülkemizde denetimsiz, muhalefetsiz bir tek adam yönetimi kurulmak istenmesinin nedeni, parmaklar yalanırken kimsenin ses çıkaramadığı bir rejimin kurulmasından başka bir şey midir?

Müslümanlık, bu adamları zapt etmeye yetmiyor. Din onlar için “Bakara makara”dan başka bir şey değildir.

Çoktandır şirazesi bozulmuş siyaset artık çığırından tamamen çıkmıştır.  Bu işin karakolda biteceği görülüyor. Karakol, iktidarda kalmak için muhalefeti silmekten başka çözüm bulamayan siyaset ve yargı işbirliğidir.

İktidar için “hata”dan dönüş yolları kendisi tarafından kapatılmaktadır.

Kemal Tahir’in romanlarında Orta Anadolu köylüsünün “İpten adam alır” diye tanımladığı bir taşralı tip vardır. Tek bir adam kanundan, tanıktan, belgeden daha güçlüdür. O istediğinde idam edilmekte olan adam bile kurtulur. O toprak ağasıdır, tüccardır, eşrafın ileri gelenlerindendir. Şimdi ipten adam alma gücünü kullananlar devletin başındadır. Petrol boru hatları döşemekte, şirketler kurmakta, beştaş oynar gibi külçe altınlarla oynamaktadırlar.  Toplar, tüfekler onların elindedir. Üstelik seçmenlerin yarısını da elde etmişlerdi.

Dur bakalım, gün doğmadan neler doğar… Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar… (30 Kasım 2017)

Leave a Reply