Botan Yöresinde Bir Hafta-5: VEYSEL KARANİ VE HASANKEYF


Zeki Sarıhan

VEYSEL KARANİ TÜRBESİ’NDE

14 Nisan günü Cündi Eren’le Baykan’a bağlı Veysel Karani kasabasına giderek onun türbesini gezdik. Yemen’in Karn köyünde doğmuş olan Veysel Karani, (594-657), Yoksul bir deve çobanı imiş. Yüzünü hiç görmediği Muhammed Peygamber’e çok tutkunmuş. Bir hadiste anılıyormuş.  Hazreti Osman ve Ali, vasiyeti üzerine Peygamberin ölümünden sonra onun hırkasını Veysel Karani’ye vermişler. (Topkapı Sarayında korunan Hırkai Şerif bu imiş.) Karani’nin Yemen ve Şam’da da türbesi varmış. Adının efsanelere karışmış olmasının nedeni, halkın onun gibi yoksul bir hayat sürenlerden hoşlanıyor olması gerek.  Çeşitli yerlerden gelen ziyaretçiler kasabayı turistik bir yer haline getirmişler. Buranın belediye başkanlığını Saadet Partili aday kazanmış.

HDP, Siirt Belediyesini AKP’nin 31.603 oyuna karşılık 35.012 oy alarak kayyumdan devralmış. CHP’nin oyu ise yalnızca 1.329. Türkçe, Kürtçe ve Arapçasıyla Siirt Belediyesi yazan binanın  girişindeki salonda kutlamaları kabul eden eşbaşkanlar Berivan Helen Işık ve Resul Kaçar’la fotoğraf çektirdik.

Siirt Belediyesi Eşbaşkanları: Berivan Helen Işık (sğda) ve Resul Kaçar (solda)

Şırnak Havaalanından aldığım dönüş biletini yolu daha kısa ve düzgün olduğu için Batman’la değiştirdim. Siirt-Batman arası 87 km ve bir saat çekiyor. Yemyeşil geniş bir ovadan geçip Kurtalan ve Beşiri ilçelerinden sonra 411.000 nüfuslu Batman’a ulaşıyoruz. Ben buraya 1966’da Doğu ve Güneydoğu gezimde ve 1995’te Olağanüstü Hal Bölgesinde eğitimin durumunu araştırırken bir günlüğüne Diyarbakır’dan gelmiştim. Yeni bir kent olduğundan Batman Doğu ve Güneydoğu illerinden çok farklı. “Bu kadar nüfus buraya nereden geldi? soruma “köylerden” yanıtını aldım. Şiddet olayları, ülkede kentleşmeyi ve kapitalistleşmeyi olağanüstü hızlandırmış.

Beni karşılayacak olan CHP İl Başkanı Adnan Yaşar, kent dışında olduğu için düzgün ve bilgili bir genç olan parti çalışanı Sedat Çelik’le Batman Park karşısında buluşup Eğitim-Sen’e gittik. Altısı yönetim kurulu üyesi 43 üye ile birlikte KHK ile meslekten atılan Başkan Necati Dadak’tan sendikanın buradaki durumuyla ilgili bilgi aldım. 1.600 üyeleri bulunduğunu ve son yerel seçimlerden sonra cesaretleri artan öğretmenlerin sendikaya ilgilerinin arttığını söyledi. HDP, burada da yüzde 66.03 ile Belediyeyi kayyuımdan devralmış, AKP’li adayın oyu yüzde 28.35’te kalmış. CHP’nin oyu ise yüzde 1.42.

Bir zamanlar Batman’da Öğretmen Dünyası’nın tek okuru olan Sait Batte’ye telefonla ulaştım. Emekli olmuş ve bir özel okulda müdürlüğe başlamış. Sendikaya geldi. Kısıtlı zamanımızda nereye gidebileceğimizi konuştuk. 30 km. uzaklıktaki Hasankeyf’e gidip gelecek zaman olduğunu hesaplayarak otomobille oraya yollandık.

Ilısu Barajının suları altında kalacak olan Dicle üzerindeki on bin yıllık Hasankeyf, son günlerini yaşıyordu. Yol üstünde 1950’lere kadar insanların barınağı olan mağaralar dikkatimi çekti. Şimdi buraları ahır olarak kullanıyorlarmış. Tarihî kasabanın bir hayli ziyaretçisi vardı. Yalnızca çarşısını görüp uçağa yetişmek için geri döndük. 15 Nisan pazartesi günü 17.40 uçağıyla bulutların üstüne çıkarak altı gün önce ayrıldığım Ankara’ya uçtum. Ben giderken İstanbul oylarını yeniden sayan seçim kurulu, hâlâ bu işle meşguldü…

BİR HAYAL KIRIKLIĞI

Şu anımı nakletmeliyim: Siirt’te bir akşam müteahhit olan bir siyasetçinin altı işgörenine verdiği bir yemeğe katıldım. Sohbet ettik. Türklere karşı derin bir nefret beslendiğini gördüm. Bütün Türklerin Kürt düşmanı olmadığını anlattıysam da faydası olmadı. Bütün sosyalist partilerin Kürt sorununu programlarına aldıkları için kapatıldıkları örneği onları ikna etmedi. Emekçilerin birliği ve halkların ancak sosyalizmle kurtulacakları gibi düşüncelere uzaktılar. Yemekten kalkarken “şimdi burada Selahattin Demirtaş olsaydı birbirimizi anlayacaktık. Bu buluşmadan hayal kırıklığı ile ayrılıyorum!” dedim. 

BU GEZİDE NELER ÖĞRENDİM

Doğu ve Güneydoğu’yu görmeden ve insanlarını tanımadan kimse Türkiye’yi tanımış sayılamaz.

Bölgenin halkı, kendinin üvey evlat yerine konulduğu duygusunu yaşıyor. Kürt veya Arap olduğunu fakat Türkiyeli olduğunu söylüyor. “Ne mutlu Türk’üm diyene” söyleminin bölgede hiçbir karşılığı yok.

Halk karşılıklı şiddet hareketleri arasında sıkışmış, bölgede büyük nüfus hareketleri olmuş. Köyler boşalmış, kentler nüfus bakımından şişmiş. Halkın bir kısmı da başka bölgelere göç etmiş.

Gazete okuyan yok. Daha çok Fox TV izleniyor.

Büyük kentlerdeki seçim sonuçlarını Kürt oylarına bağlayarak bundan gurur duyuyorlar. Oyları çok az olmasına rağmen son yerel seçimler, CHP’lilere cesaret vermiş. 

İşsizlik alıp başını gitmiş.

Bölge halkı, diğer bölgelere göre daha dindar. Alafranga tuvalete rastlamadım. Bölgede siyaset ideolojik temeller üzerinde değil, aşiret, akrabalık, özellikle de kişisel çıkar beklentileri üzerinden yapılıyor.  CHP’nin seçim giderleri, kiraları ve diğer seçim giderleri genel merkezden karşılanıyor. Üyelerden ödenti veren yok. “Gün gelir lazım olur” diye değişik partilere yönetici veren aşiretlerden söz ettiler. Kimseye Öcalan hakkında ne düşündüğünü sormadım. Ancak Selahattin Demirtaş’tan başka Tunceli Belediye Başkanı Maçoğlu’na da derin bir sempati olduğunu gördüm. (SON)

(25 Nisan 2019)

Leave a Reply