GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA…

24 Büyük dünya patronunun G24 Zirvesi adı altında Japonya’da düzenlenen buluşmaya katılan Recep Tayyip Erdoğan’ın, yaptığı görüşmelerden ne gibi bir sonuç aldığı tartışmalı ama o Türkiye’ye önemli bir kararla döndü. Japonya da kız üniversitelerinin bulunduğunu öğrenmişti. Döner dönmez, sıcağı sıcağına YÖK başkanına Türkiye’de de kadın üniversitelerinin kurulması üzerinde çalışılmasını emretti. Artık geleceğimiz tek bir kişinin ağzından çıkacak kararlara göre biçimlendiğine göre, YÖK başkanının emredileni yerine getirmesi beklenir!

İLİM ÇİNDE DE OLSA…

Hazreti Muhammed’in “İlim Çin’de de olsa alınız” sözü ünlüdür. Çin çok uzaktı ama çok eski bir uygarlıktı. Hazreti Muhammed’in “uzak yakın demeyin. Olumlu görüş ve uygulamaları nerde görürseniz alın” anlamındaki tavsiyesi 12. Yüzyıla kadar parlak dönemlerini yaşayan bir İslam uygarlığının ilkesi oldu.

Çin’de 1949’dan beri karma eğitim uygulanmaktadır. Bizimkilerin Çin’le ilişkileri yalnız ekonomik konulardadır. Oradan karma eğitimi alacak değillerdi. Daha ötede Japonya’da teknolojide çok ileri olmakla beraber,  kadının toplumsal hayatta ikinci planda olduğu bir uygulamayı keşfediverdiler… Nitekim ileri Batı ülkelerinde de geçen yüzyıldan kalma geleneksel kurumlar hâlâ yaşamaktadır. İngiltere ve Kuzey Avrupa’da hâlâ kral ve kraliçeler var. “Bizde niçin olmasın?” anlayışı gelmiş başımıza oturmuştur bile.

YÜZ YIL ÖNCEKİ EĞİTİM BAKANLARI BİLE

Türkiye’de Üniversite 1900 yılında, Kız Üniversitesi ise 1914’te açıldı. Aradan 7 yıl ancak geçmişti ki 1921’de kızlarla erkekler aynı sınıf ve sıralarda ders görmeye başladı. Türkiye’nin tek üniversitesi İstanbul’daydı. Bu olay da gösteriyor ki, İstanbul Hükümetinin eğitim bakanları, bugün eğitime yön verenlerden daha ileri idiler.

Türk milletinin esas yatağı olan köylerde kadın erkek birlikte imece yaparken, kasaba gericiliği kadınların eğitim ve sosyal hayata katılmalarını mümkün olduğu kadar kısıtlama yoluna gitmiştir. Sonunda okula gitmek herkes için kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelince bu ortaçağ artığı sınıf, şimdi hiç değilse kız ve erkeklerin okullarını ayırma sevdasındadır. Bu yeni bir çaba da değildir.

1990’larda iktidarı ele geçirmiş gericilik, düzenlediği eğitim şuralarında dağıttığı kitaplarda Amerika’da yalnız kadınların öğrenim gördüğü üniversitelerin sayısını yayımlıyor ve Türkiye’de de böyle olmasını istiyordu. Gene 1990’larda eğitimi özelleştirme ve paralı hale getirme planlarını yürütürken Güney Kore ve Japonya’daki özel okul sayılarını keşfetmişlerdi.

KANUN: KARMA EĞİTİM ESASTIR

Ne var ki Türkiye, 1924’te bütün ilkokullarda, 1926’da da ortaokullarda karma eğitime geçmiştir. 1973 tarihli 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu karma eğitimin esas olduğunu emrediyor.  Yalnız kız veya erkeklere öğretim vere gelmekte olan bazı okullar da kanun gereğince karma hale getirildi. 2000-2001 öğretim yılından beri artık bütün okullarımız karma eğitim veriyor.

İlkokuldan üniversite sonuna kadar karma eğitimden geçmenin insanı nasıl olgunlaştırdığını, hayata hazırladığını, bunun insan psikolojisi ve aile hayatında nasıl yapıcı bir rol oynadığını bütün eğitimciler bilir. Japonya’da üniversiteye devam eden kızların yüzde yirmilerde kalması, Türkiye’de ise bunun yüzde ellileri bulması çok anlamlıdır. Milletin yüz elli yıl boyunca çağdaşlaşma yolunda edindiği kazanımları onun elinden tek tek almaya çalışan bir feodal zihniyet, eğitimde yaptığı bunca tahribat yetmiyormuş gibi şimdi de kız olsun erkek olsun öğrenim gören gençlerimiz için yeni bir tuzak hazırlıyor.

Türkiye demokrasisi tek adam rejimine son vererek parlamenter demokrasiyi onun elinden geri almaya uğraşırken başımıza gelen şu işe bakın! (7 Temmuz 2019)

zekisarihan.com

Leave a Reply