KÖYLÜLER NEDEN TATAİL YAPMAZ?

18 Temmuz’da geldiğimiz tatil sitesinde sıcaktan kavruluyoruz! Küçük oğlumun eşiyle birlikte yurtdışından yanımıza gelmesi, ailemizde sevinç kaynağı olmuşken 54 yıllık arkadaşım Bekir Yalçıntaş’ın beklenmeyen ölümü karşısında neşem söndü. Yozgatlı Bekir, Gazi Eğitim Enstitüsü’nü 1970’te bitirenlerdendi. Öğrenci Derneğinde Köycülük Kolu başkanlığı yapmıştı. Çeşitli yelerde görev yaptıktan sonra Edremit’e yerleşmiş, emekliliğinden sonra CHP ilçe başkanlığı, dersane ortaklığı yapmıştı. Dersane çevrelerinin yakından tanıdığı Celal Aydın’ın bacanağı idi. Son bir yılda iki yakınını kaybeden Yalçıntaş’ın eşi de tedavi görüyor. Edremit’te avukat iki oğlu var. Yaşamını geçen yıl bastırdığı “Eğitime Yolculuk” adlı kitabında anlatmıştı. Arayıp üzüntülerimi bildirdiysem de ne fayda! Gidenlerimiz geri gelmiyor

“Acıyan yer başka, acıkan yer başka” demişler. Ara sıra denize girer, günlük olay ve yorumları gazete ve internetten izlemeye çalışırken 28 Temmuz günü yurdumuzun zümrüt ormanlarının yer yer kül olmaya başladığını öğrendik. Televizyonlardan, göğe yükselen alevleri ve onları canhıraş bir çabayla söndürmeye çalışanları izlemekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Evlerini, hayvanlarını, yakınlarını ve çevrelerinin zenginlik kaynaklarını kaybedenlerin üzerlerine fırlatılan çayları içip teselli olacakları beklenir! Felaket bölgesinde yurttaşların yanan evler yerine TOKİ’nin yapacağı yeni evleri görünce “Keşke bizim evimiz de yansaydı” diyecekleri muhakkak…

NÜFUSUN NE KADARI TATİL YAPIYOR?

Oldum olası, Türkiye nüfusunun ne kadarının tatil yaptığını merak etmişimdir. Bayram ve uzun tatil dönemlerinde yer değiştirenlerin oranı bu konuda bir fikir verebilir mi? Bu yılki Kurban Bayramı nedeniyle on milyon kişinin yer değiştirdiği yazıldı. Bir kısmı deniz kıyılarındaki otellere ve tatil sitelerine gittiyse, bir kısmı da kapağı memleketlerine attı.

 İçimden “Keşke köylüler de tatil yapabilse” derim. Onlar denize giremiyor, tatil sitelerinde evleri yok diye üzülür ve benden habersiz alınan bu sitede yazları birer ay kaldığımız için kendimde bir suçluluk duyarım.

Bir gün ağabeyime “Siz de bizim yazlıkta bir süre kalsanız” dediydim de benimle dalga geçmişti. Kapıyı çekip çıkmaları mümkün değildi. Hele yazları tarla işleri yoğundu, öte yandan ağabeyim köyün bakkalıydı.

Bu cevaptan sonra köylülerin kentliler ve memurlar gibi tatil yapamayacaklarını anladım. Onların köylerini, evlerini, işlerini bırakamamaları yalnız yoksulluktan değildi. Farklı kültürden kaynaklanan bir tercihten kaynaklanıyordu. Günümüzde köylülerden bir kısmının otomobilleri gibi hem kentte, hem köyde evleri var. Deniz kıyısında bedava bir yazlık versen dönüp bakmazlar. Piyangodan para çıksa köyde tarla alırlar. Köy kadınları, orta sınıf kentlilerin kadınları gibi mayo giyip denize girmezler. Benim bile bunlara alıştığım söylenemez…

YAZLIKLAR NASIL KULLANILMALI

Her bakımdan adaletsiz bir düzende yaşadığımız açık. Bunu dert edinenlerin ileride esaslı bir halkçı düzen kurulduğunda yazlıkların nasıl kullanılacağı konusunda kafa yorduklarını sanırım. Benim planıma göre, bu yazlıklar devre mülk gibi kullanılmalıdır. Bütün yazlıklar kamulaştırılmalı, yılın belli bir süresinde her vatandaşın sıra ile kullanılabileceği mekânlar haline getirilmelidir. “Buna hiçbir yazlıkçı razı olmaz. Adam yatırım yapmış, para harcamış, hiç yazlığını başkasıyla paylamak ister mi?” diyecekleri duyar gibi oluyorum. 1999 depreminde binlerce insanın evi yıkıldığında belirli bir süre bu yazlıklarda kalmalarını söylediğim zaman kimse “Olabilir” bile dememişti. Bu itirazı hafifletmek için yazlık sahibine, diğerlerinden daha uzun süre, örneğin bir ay yazlığı kullanma hakkı verilebilir.  

Bu proje “Hakça” bir düzenin küçük bir parçasıdır. Bu sisler içinde seçilemeyen uzak bir geleceğin rüyası olarak değerlendirilse de hayali olmayan toplumlar mutlu bir gelecek kuramaz. Hem o zaman toplum yepyeni koşullarda yaşayacağından bunu çok doğal karşılayacaktır. Hele emeği ile yaşayanlar (yoksullar demeyeceğim, çünkü yoksulluk de zenginlik gibi ortadan kalkacaktır) nasıl da bayram edecektir…

Yazlığımız olmadan önce birkaç yıl, bazı dostlarımızın on gün bize ayırdıkları yazlıklarını kullanmıştık. Bütün halkın birbiriyle dost olduğu toplumsal ortamı düşünün. Kimse yazlığını “dostları” ile paylaşmaktan kaçınmayacaktır… (4 Ağustos 2021)

zekisarihan.com

Bir ağaç ve gökyüzü görseli olabilir

Leave a Reply