KÖYÜME GELİNCE

Köyüme gelince kendimi büyümüş hissediyorum. Büyümüş olmam yaşla, boyla ilgili değil. Rahatlıyorum, ferahlıyorum. İnsan kendini evinde nasıl hissederse öyle. Yabancı bir ülkeye gidince kendimi bir karınca kadar küçük, önemsiz, kimsenin ilgilenmediği bir kişi sayarım. Dillerini bilmem, gelenekleri bana yabancıdır. Oralarda yaşanmış bir anım yoktur.

Ülkemin sınırlarında girer girmez kendimi biraz büyümüş sayarım. Ne de olsa aynı dili konuşuyoruz. Aynı gündeme bağlıyız. Dertlerimizin, sevinçlerimizın çoğu ortaktır.

Oturduğum kente gelince biraz daha kendime gelirim. Otobüslerine, metrolarına binmişliğim, marketlerinden alış veriş yapmışlığım vardır. Anacaddelerinde volta atmışımdır.

Fakat kent beni boğmaktadır. Gökdelenler arasında kendimi iyice küçülmüş sayarım.

Bu kentte ne kadar uzun yaşamış olursam olayım beni orada çok az insan tanır. Orada kimse kimseye selam bile vermez. Kent beni ezmekte, önemsızleştirmektedir.

Köyde öyle mi? Orada bin bir hatıranm vardır. “İpek bir halıya benzeyen” tarlalarında ayak izlerini görür gibiyimdir. Derelerinde çimmiş, findik bahçelerinde mal görmüşsündür. Anamın, babamın, kardeşlerimin, komşularımın mezarları bana çok şey anlatır.

Burada her ağaç, her ot tanıdıktır. Bütün meyvelerin, sebzelerin tadını bilirim.

Kentteki sitede ancak birkaç kişinin adını bilirken köyümde her evde kimlerin oturduğunu bilirim. Her kapıya varıp içeriye seslenebilir, bahçelerinde oturup sohbet edebilir, ayranlarını, çaylarını içebilirim.

Ben herkes gibi burada özel bir kişıyim. Her evin, her tarlanın, her pınarın da ayrı bir kişiliği vardır.

Her yerden daha çok burada kendimi özgür hissederim. Ayaklarımi özgürce burada uzatabilirim.

Bu nedenledir ki her köyüme geldiğimde büyürüm. Kendimi önemli hissederim.

(Fotoğraf: Yeğenlerimin ortak fındık harmanında. Bu yıl ürün pek verimli olmuş)

(Beyceli, 4 Eylül 2022)

Bir 1 kişi ve açık hava görseli olabilir

Leave a Reply