SİYASİ TARİHİMİZDE 10 BÜYÜK SKANDAL

  • AKP Hükümetinin Yüksek Seçim Kurulunu kullanarak 31 Mart 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını iptal ederek elinden alması, demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti. En saf insanların bile inanmadığı gerekçelerle yapılan bu haksızlık, ileriki on yıllar boyunca hatırlanacak.

Türkiye’nin böyle tarihe geçmiş skandalları var. Bunlardan akla ilk gelebilen onunu hatırlatmak iyi olur.

  • SOPALI SEÇİM: 1876 Anayasası ile parlamento için yapılan ilk seçimlerden sonra İkinci Abdülhamit, parlamentoyu dağıttı ve 30 yıl anayasayı askıya aldı. 1908 İkinci Meşrutiyet Devriminden sonra parlamento yeniden açıldı. Bu devrimin öncülerinden İttihat ve Terakki Partisinin muhalefete hiç tahammülü yoktu. 18 Ocak 1912’de yapılan seçimlerde muhalifleri Meclise sokmamak için her yerde zorbalık uyguladı. Muhalif adayları ve onlara oy verecekleri sandık başına yaklaştırmamaktan, sandık başlarında sopalı adamlar bulundurmaya kadar her yolu denedi ve tabii seçimleri büyük bir farkla kazandı! 1912 seçimleri siyasi tarihimize Sopalı Seçim olarak geçti.
  • BABIÂLİ BASKINI: Enver Bey, Yakup Cemil, Ömer Naci gibi İttihat ve Terakkinin silahşorları 23 Ocak 1913’te Babıâliyi basarak Sadrazam Kıbrıslı Kâmil Paşa’nın elinden zorla istifa yazısı aldılar. Bu yazıyı Saraya götürüp Padişah’ın burnuna dayadılar ve Mahmut Şevket Paşa’yı sadrazam tayin ettirdiler. Muhalefeti tamamen sindirdiler. Türkiye’de Tek Parti devri başladı.
1913 Babiâli Baskını (İnternetten)
  • İNGİLİZLERİN MECLİSİ BASMASI: 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal eden İngilizler, Son Osmanlı Mebuslar Meclisini basarak Kuvayı Milliye’nin önde gelen mebuslarını tutuklayıp Malta’ya götürdüler. Emperyalizmi henüz kavrayamamış olan mebuslar, parlamentonun yaratıcısı İngilizlerin Meclise dokunmayacağını sanıyorlardı. Kaçabilen diğer mebuslar, Ankara’nın yolunu tuttu. Bu olay İngilizlerin hanesine kara bir leke olarak geçti.
  • TAKRİRİ SÜKÛN KANUNU: 4 Mart 1925’te Doğuda çıkan Şeyh Sait ayaklanmasını bahane eden hükümet, bu vesile ile bütün muhalefeti ortadan kaldırmak için Takriri Sükûn Kanununu çıkardı. Olayla hiç ilişkisi olmayan İstanbul basınının sahip ve başyazarlarını tutuklayarak yargılanmak üzere Diyarbakır İstiklal Mahkemesine gönderdi. Gazeteciler kendilerine söyleneni yaptılar. Gazi’ye bir mektup yazarak affedilmelerini istediler ve serbest bırakıldılar. Fakat bundan sonra hükümetin icraatı hakkında yazamaz oldular.
  • İZMİR SUİKAST GİRİŞİMİ NEDENİYLE: Ziya Hurşit ve arkadaşları Gazi’ye bir suikast planı yaptılar. 15 Haziran 1926 günü, İçlerinden birinin ihbarı üzerine girişim sonuçsuz kaldı. Suçluları yargılayacak İstiklal Mahkemesi, bunu fırsat sayarak çoğu Mustafa Kemal Paşa’nın silah arkadaşı olan, fakat muhalefete geçmiş olanları da yargılamak istedi. Kâzım Karabekir’in de tutuklanma emri çıkarıldı. Başbakan İsmet Paşa, bu emri durdurduğu için İstiklal Mahkemesi onun da tutuklanmasına karar verdi. İsmet Paşa, alelacele Gazi’nin ve Mahkeme’nin bulunduğu Çeşme’ye giderek bağlılığını bildirdi. Dava sonunda 13 kişi asıldı. Ankara’da görülen ikinci bir davada İttihatçıların ünlü Maliye Bakanı Cavit Bey de asıldı. Komutanlar Beraat etti. Eski başbakan Rauf Bey, gıyabında 10 yıl hapse mahkûm oldu.
  • AÇIK OY GİZLİ SAYIM: İkinci Dünya Savaşından sonra Türkiye’de tek partili rejimin yürüyemeyeceğini anlayan Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İnönü, çok partili hayata geçme kararı aldı. 31 Temmuz 1946’da yapılan ilk çok partili seçimde hükümet valiler eliyle Demokrat Partinin milletvekili çıkarmaması için göze batan ve belleklerden silinmeyen önlemler aldı. Oylar açık kullanıldı ve sayımlar gizli yapıldı. CHP 397, DP 61 milletvekili çıkardı. Bağımsızlar da 7 milletvekili kazandılar. Bu olay CHP tarihine kara bir leke olarak yazıldı.
  • KIRŞEHİR’İN İLÇE YAPILMASI: 2 Mayıs 1954’te yapılan genel seçimlerde Kırşehir mebusluklarını Osman Bölükbaşı’nın Cumhuriyetçi Millet Partisi kazandı. Buna çok sinirlenen Adnan Menderes, Meclis’ten geçirdiği bir kanunla Kırşehir’i ilçe statüsüne indirerek il yaptığı Nevşehir’e bağladı. Malatya’yı cezalandırmak için de bu ile bağlı Adıyaman’ı il yaptı. Aynı gerekçeyle Kastamonu’ya bağlı Abana’yı ilçe statüsünden köy statüsüne indirerek ona üç km. mesafedeki Bozkurt’u ilçe yaparak Abana’yı oraya bağladı. 
  • DEMOKRAT PARTİNİN TAHKİKAT KOMİSYONU:  DP, 1954 ve oyları biraz düşmekle birlikte 1957 seçimlerini de kazandı. Fakat gitgide ülkeyi yönetemez hale geldi. Muhalefeti tamamen susturmak için 18 Nisan 1960’ta Meclis’te DP milletvekillerinden oluşan bir Tahkikat Komisyonu kurdu. Komisyon İstiklal Mahkemeleri gibi olağanüstü yetkilerle donatıldı. Geçmişte kendisine yapılanlardan ders çıkarmayan DP, tek parti rejimine özendi. Bu durum muhalefeti daha da ateşledi ve bilindiği gibi 27 Mayıs 1960 darbesiyle DP iktidardan indirilerek yöneticileri yargılanıp cezalandırıldı.
  • KENAN EVREN’İN TAVSİYESİ TERS TEPİYOR: 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra ilk seçimler 6 Kasım 1983’te yapıldı. Devlet Başkanı Kenan Evren seçimden bir gün önce ANAP Genel başkanı Turgut Özal’a oy verilmemesini isteyen bir konuşma yaptı. O, Milliyetçi Demokrasi Partisi Turgut Sunalp’ı işaret ediyordu. Fakat onun bu üzerine vazife olamayan tarafgirliği ters tepti ve Seçimlerde MDP Yüzde 23 oy alabildi.  ANAP oyların yüzde 45’ini alarak tak başına iktidara geldi.
  • İSTANBUL SEÇİMLERİNİN YENİLENMESİ: Son siyasi skandal da başta değindiğimiz İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminin iptalidir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçimi, “oylarımızı çaldılar” diye uyduruk bir gerekçeyle Yüksek Seçim Kuruluna iptal ettirdi. Yaklaşık üç ay sonra tekrarlanan seçimi bu kez aradaki farkı 13.000’lerden 800.000’lere çıkaran İmamoğlu yeniden kazandı.

Daha pek çok benzeri sıralanabilecek bunca deneyime ve mahkûm olmuş tutumlara karşı demokrasimiz bir türlü yerine rahatça oturamadı. Hâlâ diken üstünde oturuyor.  (3 Temmuz 2019)

zekisarihan.com

Leave a Reply