ÜZÜMÜN ÇÖPÜ, ARMUDUN SAPI

Ü

Zeki Sarıhan

Bir kere daha sandığa gidiyoruz.

Adı yerel seçimdi. İktidar onu genel seçime dönüştürdü. Muhtarları ve belediye başkanlarını seçiyor görünerek iktidarı oylayacağız. İktidarı demek bile eksik, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptıklarını ve seçimden sonra yapmaya niyetli olduklarını oylayacağız.

Bunu o istedi. Aylardır meydan meydan koşturuyor. Televizyonlar kendisine bağlanıyor. Ötekilerin sesi ya hiç duyulmuyor, ya da bize çok azı ulaşıyor.

Erdoğan yerel seçimlerde çoğunluğu alırsa, özellikle birkaç büyük kentte kazanırsa koltuğunda rahat edecek. Karanlığı koyulaştıracak. Kaybederse ne yapacak? Bunu kendisi sürekli dile getiriyor? İstemediği belediye başkanlarını görevden alacak. Bütçeden o belediyelere gönderilmesi gereken parayı vermeyecek! Onları çalıştırmayacak. Hatta bazı siyasileri hapse attıracak! Oylarımızla ya ona onay vereceğiz, ya da “Dur!” diyeceğiz.

1950’den beri yapılan bütün seçimleri yaşadım. 1965’ten beri oy kullanıyorum. Hiçbir seçimde bu kadar büyük bir eşitsizlik, adaletsizlik, haksızlık yaşandığına tanık olmadım. 1961 Anayasası kabul edildiğinden beri, tarafsız olduklarından cumhurbaşkanları seçim propagandası yapmazdı.  1983 seçimlerinden önce Kenan Evren bir kez denedi. Ters tepti.

BALIK BAŞTAN KOKTU

Bugünkü Cumhurbaşkanı da seçildiğinde tarafsızlık yemini etmişti.

Bütün siyasi gelenekler, siyasi ahlak, vicdan, sağduyu berhava oldu. Onun yerini, tehdit, şantaj, yalan, demagoji ve tertipler aldı.

Acayip bir sistemin içine girdik. Son padişahlar bile bu kadar yetki sahibi değillerdi.

Milletin gözü önünde bulunan tanınmış kişiler, tutum ve davranışlarıyla örnek olmalı değil mi? Bunun aksi tutumlar için “Balık baştan kokar” diye güzel söylemiş atalarımız.

Türkiye toplumu çürüyor. Hak ve hukukun esamisi okunmuyor. Eski devirlerde olduğu gibi “orman kanunları”  yürürlükte. Orada “gücü yeten yetene”dir ve yalnızca kuvvet konuşur.

Sürekli dine atıflar yaptıkları halde bu insanlar, ya mahşer gününe inanmıyorlar ya da orada insanların sadece “niçin namaz kılmadın” veya “niçin içki içtin?” diye sorgulanacağını düşünüyorlar. Vicdanlarında da bu hesabı yapmaya elverişli bir terazi yok.

Bütün baskı ve tehditlere rağmen muhalefet bu seçimde oyların yüzde 40’ını bile almış olsa yenilmiş sayılmaz. İktidar ortaklığı, oyların yüzde 60’ını alsa bile bu onun için büyük bir yenilgi sayılmalıdır.

ÜZÜMÜN ÇÖPÜ, ARMADUN SAPI…

Akıl ve mantık, iktidardaki tek dam yönetimini sona erdirmek, hak ve özgürlüklerin önünü açmak için bütün muhalefetin bir cephe oluşturmasını gerektirirdi.  Düzenin savunucuları iktidarlarını korumak üzere nasıl bir ittifak oluşturmuşlarsa, muhalefet de bunu doğrudan veya zımnen yaptı. Bu koşullarda hiçbir şansları olmadığı halde, muhalefet cephesine katılmayıp liste çıkaranlar, iktidarın ekmeğine yağ sürdüklerini anlamıyorlar mı, yoksa bilerek iktidara hizmet mi ediyorlar? Kişisel hırsı veya ikbali için aday olanlar veya “Üzümün çöpü, armudun sapı var” diyerek seçim pusulasında görünüp birkaç bin bildiride adlarını geçirerek varlıklarını kanıtlamaya çalışanlar, yaptıkları işin neye yarayacağını anlamak ferasetine sahip mi değillerdir? Bu tutumlarıyla ülkenin geleceğine adaylıklarını koymuş olamayacaklarını görmüyorlar mı?

Seçim kaybedilirse Türkiye’yi daha büyük tehlikelerin beklediğini anlamak çok mu zekâ istiyor? (30 Mart 2019)

zekisarihan@gmail.com

Leave a Reply