ZORUNLU AYRIŞMA

Ulusal Eğitim Derneği, siyasi partilerden emir almayan ve onun istediği eylemlere katılmayı parti görevi saymayan bir ekibin elinde devam edebilir. Aksi halde onu feshederek başarılarının anısını geleceğe taşımak herkes için daha faydalı olacaktır. Yakın tarihimiz partinin arka bahçesi yapılmak istenen bazı kitle örgütlerinin nasıl mahvedildiğine tanıktır.

Öğretmen Dünyası dergisi 480. sayısıyla yayın hayatını sonlandırdı. 1980’da yayımlanmaya başlayan dergi, 2003’te kurulan Ulusal Eğitim Derneği’nin yayın organı olarak devam etti. Dernek ve dergi yönetimi bir süreden beri, yeterli okur olmadığından, yönetim kurulunun yorulduğundan, görevi devralacak yeni bir ekip de bulunmadığından, derneğin ve derginin kapanma hazırlıklarını yapıyordu. 7 Aralık’ta toplanacak genel kurul bunu resmi hale getirecekti.

Öğretmen Dünyası bir mitingde

 Bundan önce paylaştığım “Öğretmen Dünyası’nın Vedası Üzerine-ASLAN YATAĞI BOŞ KALMAZ” başlıklı yazımda dernek ve derginin kapanma kararının özel bir nedeni de bulunduğuna değinerek sonraki yazımı buna ayıracağımı belirtmiştim. Son birkaç gün içinde dernek için bir çözüm bulunamaması halinde kapanmalarının özel neden şudur:

YAŞANAN AYRIŞMANIN SONUCU

Ülkemizi bir ortaçağ dinci diktatörlüğüne dönüştürmek isteyen Tek Adam Rejimi, buna karşı direnen bir demokrasi cephesinin oluşmasına da sebep oldu. Şimdi karşımızda Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nden oluşan bir blok var.  Başlangıçta Cumhur İttifakı adıyla kurulan bu siyasi birlikteliğe Vatan Partisi de beklenmedik bir biçimde dâhil oldu ve her yerde iktidar sözcüleriyle birlikte fotoğraf vermeye başladı. İktidar partisi bu yolla eski ulusalcıların bir kısmını da yanına çekmiş bulunuyor. Bu gelişme üzerine ulusalcılar arasında kesin bir bölünme kaçınılmazdı.

Vatan Partisiyle takviye edilen iktidar bloğunun karşısında CHP’nin başını çektiği Millet İttifakı var. Son genel seçimlerde taraflar birbirini keskin sözlerle suçladılar. Bu cepheleşme siyasi, sosyal ve kültürel hayatın bütününü etkiliyor. Kadroları arasında çeşitli eğilimlerde aydınların bulunduğu Ulusal Eğitim Derneği ve Öğretmen Dünyasında yüzeye çıkmış bir parçalanma olmayışının nedeni, bu iki kurumun sağlam temeller üzerine kurulmuş olmasıdır. Bu kuruluşlar siyasi partilerden bağımsız çalışırlar, dışarıdan yönlendirilemezler. Ancak cepheleşme giderek büyümekte ve toplumun her zerresini sarmaktadır. Dergi ve dernek mensupları arasında geçmişte de farklı görüşler vardı ancak dernek iki yıl önce son kongresini yaparken Vatan Partisi henüz iktidar bloğunun yanında yer almamıştı. Bu yeni bir durumdur.

HEM İKTİDAARLA HEM MUHLEFETLE BİRLİKTE OLUNAMAZ

İktidarla birlikte olan, onunla aynı dili konuşan ve televizyon tartışmalarında iktidar sözcülerinin yanına oturup onlarla birlikte asıl işi muhalefete çatmak olan bir siyasi partinin taraftarları, elbette kendileri gibi düşünenlerden dernekler ve sendikalar kurabilir, dergiler çıkarabilirler. Bütün meslek mensuplarının üye zorunluluğu bulunan meslek birlikleri ve odalarda seçimlere girebilirler. Ancak gönüllü üyeliğe dayanan ve belli bir amaç çevresinde bir araya gelenlerle iktidar taraftarları veya kendisini iktidarda sayanların gönüllü bir dernekte muhalefetle bulunmaları hem gerekmez, hem olanaksızdır.

1980’de Öğretmen Dünyası, 2003’te Ulusal Eğitim Derneği kurulurken içinde bulunulan durum farklıydı.  Her iki dönemde de başta gerici bir iktidar vardı ve ona muhalefet eden sosyalist, demokrat ve Kemalistler bulunuyordu. Dernek ve dergi, Eğitim Hakkını Savunma Komitesi gibi ittifaklarla sayısı 76’ya kadar çıkan sendika, vakıf, dernek gibi kuruluşlarla birlikte kampanyanlar düzenledi. Bunların içinde sırtını iktidara dayamış veya onunla aynı cephede olduğunu ilan edenlerin tek bir takipçisi yoktu.

ADALETİN ALTIN ÇAĞINDA…

Dernek ve dergi kadroları, günümüzde tek bir cephe içinde değildir. Bir farklılık ortaya çıkmıştır. Bazısı muhalefet bloğu içinde görüşlerini savunuyor, diğer bazısı iktidar partisi gibi bu muhalefeti FETÖCÜ, terör yanlısı olarak suçluyor. Öyle ki bunlar önceki yıl düzenlenen büyük Adalet Yürüyüşü’nü bile teröre destek olarak nitelediler ve barış akademisyenleri eğitim yuvalarının dışına atılır, binlerce insan hükümete hakaretten yargılanırken Türkiye’de adaletin altın çağını yaşadığını ileri sürdüler. Yerel seçimlerde iktidarla aynı dili kullanarak İstanbul Belediye Başkanını bir Amerikan Projesi ilan edecek kadar ileri gittiler.

Bundan önceki yazımda “Bu karmaşa içinde, dernek mensuplarını ve dergiyi aynı ideolojik ve politik eksende tutmanın imkânsızlığı da anlaşılıyor” diye yazmıştım. Dergi yönetimi bu cümleden ötürü yazının altına şu notu düşmüş: “Dergi yayın kurulu ile dernek yönetim kurulu üyeleri, dernekle derginin kapanma aşamasına gelmesinde burada vurgulanan ‘ideolojik karmaşa’ gerekçesine katılmadıklarını, çünkü şimdiye dek bu temelde bir sorun yaşamadıklarını bildirmişlerdir.”

Ben “dernek mensupları ve dergi”den bunların yönetim kurullarını değil, derginin temsilcileri, okurları da içinde olan bütün mensuplarını ve derneğin üyeler topluluğunu kast etmiştim. Günümüzdeki politik kutuplaşma göz önünde bulundurulursa, bu zıt yönlere bakış kolayca görülebilecek durumdadır. Yönetimde ideolojik bir ayrışmanın görülmemesi ise normaldir. Sonuçta iki yıl önce başkan tarafından yapılmış bir listedir ve sözünü ettiğim kutuplaşma ise yenidir ve kitle örgütlerindeki etkisini bundan sonra daha sert olarak gösterecektir. Eğitim-İş gibi bir sendikanın bile bu nedenden ötürü başı ağrımaktadır.

Dernek yönetimi kongreye derneğin feshi niyetiyle gidiyordu. Bu niyet, henüz su yüzüne çıkmamış ayrışmanın da gündeme geldiğini gösteriyor. Onu ancak siyasi partilerden emir almayan ve onun istediği eylemlere katılmayı parti görevi saymayan bir ekibin elinde devam edebilir. Derneği partinin hizmetine koşmama Vatan Partisi’ne gönül vermiş arkadaşların elinde değildir. Onlar mutlaka buna zorlanacaklardır. Yakın tarihimiz partinin arka bahçesi yapılmak istenen bazı kitle örgütlerinin nasıl mahvedildiğine tanıktır.

Ulusal Eğitim Derneği genel kurulu, derneğin bağımsızlığını ve şimdiye kadar izlediği rotayı sürdürecek bir yönetim oluşturamazsa onu feshederek başarılarının anısını geleceğe taşımak daha faydalı olacaktır. (3 Aralık 2019)

Leave a Reply