KÖY ENSTİTÜLERİ KAZASI

Köy Enstitülerinin neden kurulduğu ve neden kapatıldığı, doğru dürüst anlaşılamamış ve anlatılamamıştır. Bunun nedeni, Enstitücü aydınların çoğunun tek parti dönemi hayranı olmalarıdır. Enstitüleri Tek Parti Dönemi’nini olumlamak için kullanmaktadırlar. Gerçekte Köy Enstitüleri bir rejim kazasıdır. Rejimin değerlerini köye ulaştırmak için hükümetin arayışları ile İsmail Hakkı Tonguç gibi halkçıların uzlaştığı bir kurumdur Köy Enstitüleri. Köy çocuklarının…

RAMAZANIN HATIRLATTIKLARI

“On bir ayın sultanı” döndü dolaştı, gene geldi! İnançların evrimiyle İslamiyet’e de giren, başka dinlerde de farklı biçimlerde tutulan oruç, insanlığın hâlâ bir ihtiyacını karşılıyor olmalı. Nefsini terbiye etmek mi, başka insanları düşünmeye sevk etmek mi? Her ne ise. Ramazan inanç boyutundan başka kültürel bir özelliğe da sahip. Gazetelerin köşe yazarlarından yaşı ilerlemiş olanlar “Nerde…

YALNIZ LAİKLİK YETMİYOR

19’uncu yüzyılın ortalarından beri Türkiye yüzünü Batı’ya döndü ve Batı burjuvazisinin değerlerini gerek devlet örgütünde gerek toplum hayatında yerleştirmeye çalıştı.Kaçınılmaz bir durumdu bu. Yoksa imparatorluk ayakta kalamayacaktı. Gerçi Osmanlı İmparatorluğu bu çabalara rağmen başka nedenlerle çözüldü, parçalandı; ama Batı’ya benzemeye çalışan bir Türkiye, içinde birçok sorunu barındırarak ayakta kalabildi. Aslında Batı değerlerine yönelme yalnız Türkiye’nin…

SİYASETİN AKLI BAŞINDAN GİTMİŞ!

Bir süredir yapay gündemlerle oyalanan Türkiye, birkaç gündür 104 emekli amiralin ortak bildirisini sakız gibi çiğniyor. Ağız için bir meşgale olan sakız bir süre sonra tadını kaybeder ama bizim siyasetçilerimiz yeni bir oyalanma konusu bulmakta gecikmezler. Amirallerin ortak bildirisinin bir darbe ve tehdit metni olarak görülmesi sağlıklı bir düşünme sistemine sahip olanlar için mümkün değil.…

PUDRA ŞEKERİ

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 faşist darbelerinden sonra ailemizden bazı gençler fişlenmiş bulunuyordu. Sürücü belgesi almak için başvuran akrabalarımızın başvuru belgelerinde soyadımızı görenler sözlü bir sorgulamaya başlarlardı. “Ertan Sarıhan’ı tanır mısın? Zeki Sarıhan, Harun Sarıhan, Hamdi Sarıhan neyin olur?” Akrabalar da ne yapsınlar? “Uzaktan akrabamız olur ama çoktan görmedim. Köye gelmez” gibi yanıtlar…

Profesör Devrim

68 kuşağının devrim yapmasına engel oldularsa da çocuklarımızın adını Devrim koymayı yasaklayamadılar. Gerçi herkes ahdine sadık kalmadı. Bunlardan birini hatırlıyorum. Bizi bir gün oğlunun sünnet törenine davet etti. Oğlanın davetiyedeki adı değişikti. Evlerine vardık. “Sizin oğlanın adı Devrim değil miydi?” diye sordum. “Adından ötürü hor görürler, öğretmenleri sınıf geçirmez diye değiştirdim” demez mi? Öğretmenlikten dersaneciliğe…

ATEİST, DEİST, SOSYALİST…

Sosyalistlerin din hakkındaki tutumlarından söz etmek istiyorum. Sosyalistlere haksız yere yüklenen din karşıtlığı suçlaması ve sosyalistler arasında bu konuda farklı görüşlerin bulunması nedeniyle de bu konuyu ele almakta yarar var. Sosyalizm, kapitalizmin alternatifi olduğu halde, onu Ateizm ve Deizmle birlikte anmamızın nedeni, sosyalizmin Ateist ve Deist anlatışlardan da farklı olmasıdır. Sosyalizm, tarih boyunca farklı sözcüklerle…

NEREDEN İNCELDİYSE…

Ülkemizde siyaset artık çığırından çıkmış bulunuyor. Hiç kimse bu kadarını beklemiyordu. Ne üslup kaldı, ne mantık, ne kural. Her şey altüst oldu! Halkı daha özgür kılmak gibi devrimci heyecanlarımız yerini nerdeyse düşüncelerimizi özgürce ifade edebilme çabası aldı. Bu hakkımız da tehlike altında. AKP iktidarıyla iyi kötü işleyen laik bir anayasal düzenin sonu geliyor. Barış ve…

YENİDEN “ANDIMIZ” TARTIŞMASI ÜZERİNE

Andımız metni üzerinde tartışmalar yeniden başlamışken HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırma hazırlıkları, Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi ve bu parti için kapatılma davası üst üste gelince Kürt sorunu iyice alevlendi. Bunlardan Andımız üzerinde duracağım. Sorunun esası şurada düğümleniyor: İlköğretim öğrencileri her sabah derse başlamadan önce Türk oldukları konusunda bir yemine zorlanacaklar mı, zorlanmayacaklar mı? Irkçılar ve şimdi bu…

Mehmet’in Tarihsel Yanılgısı

Bir yazımdan ötürü Fatsa Savcılığının hakkımda açtığı soruşturma için polis aracılığı ile verdiğim ifade metnini “vatandaşlık Görevimi Yaptım” başlığı ile yayımlamıştım. Çok sayıda arkadaş, “geçmiş olsun” diyen notlar gönderdiler. Bu arkadaşlardan biri de benden birkaç yaş küçük çocukluk arkadaşım ve akrabam Mehmet. (Adını bu yazı için değiştirmiş bulunuyorum.) Şöyle yazmış: “Şu kibar üslubunuz çocukluğumdan beri…