MUZAFFER İLHAN ERDOST

Bazı insanlar ölünce dünya biraz ıssızlaşır. Önünüzü görmeye yarayan bir ışık sönmüştür. Muzaffer İlhan Erdost’un böyle özgün bir şahsiyetti. Ölümünü duyunca içim cızz etti! Yıllarca yayıncılık ve kitapçılık yaptığı Ankara’da onunla karşılaşmamış aydın herhalde pek azdır. Ülkemizde Muzaffer Erdost’la karşılaşmamış bile olsalar, ona minnet borcu olan yüz binlerce aydın vardır. Şimdi bir kısmı aramızdan ayrılmış…

“HOMO AHRETİKUS”

Tarihçi Sina Akşin’in uzun yıllardır üzerinde çalıştığı ve uzun aralıklarla yayımladığı “İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele” dizisinin IV. cildi olan “Savaş ve Etnik Temizlik (Yumuşatılmış Sevr Dönemi)” adlı kitabı da yayımlandı. (Eylül 2019, İş Bankası Kültür Yayınları) Akşin dipnotlar ve dizin de içinde olmak üzere büyük boy 485 sayfalık bu hacimli kitabında Kurtuluş Savaşı’nın Tevfik…

HALKÇILIKTA DİRETMEK

Solcularımız, sosyalistlerimiz birbirlerine kızdıkları zaman içlerinde kabuk bağlamış bir hıncı dile getirmekten geri kalmıyorlar. Geçmişte yaşadıkları keskin ayrılıklar depreşiyor. Birbirlerini 30-40 yıl önceki dille suçlama yolunu seçiyorlar. Benim de eski bir Aydınlıkçı olduğum zaman zaman yüzüme vuruluyor. Bundan alınmıyorum. “Ne Amerika ne Rusya tam bağımsız Türkiye” diyen, halkların kardeşliğini savunan Aydınlıkçı kalmaya devam ediyorum. “Ne…

FETULLAH’IN AYAĞI NERDE?

Kabul etmek gerekir ki, Fetullah örgütünün en büyük düşmanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü Fetullahçı örgüt, Erdoğan’ın elinden iktidarı almak istedi. Hatta onun canına kast etti. Hiç kimse Fetullah’a Erdoğan kadar düşman olamaz. Gene gün gibi açıktır ki, 17-25 Aralık dedikleri Fetullahçı polislerin Erdoğan ailesi ve bakanlarına karşı yaptığı operasyona hele 15 Temmuz 2016’daki silahlı darbe…

HANGİSİ DAHA İYİYDİ?

Yeni koşullarda, Türkiye sosyalizmini yaratmak için yeni yollar arayıp bulmak ve sosyalistlerin birliği için uğraşmak, bunu da bir halk cephesinin önderliğine taşımak varken kimilerinin hâlâ kin haline getirdikleri eski fraksiyonculuklarına devam ettikleri görülüyor. 1960’’tan sonra Türkiye’de güçlü bir devrim rüzgârı esti.  O zamana kadar şiddetle bastırılmış sosyalist düşünceler pıtrak gibi uç verdi ve aydınlar, gençler, işçiler,…

OSMAN NURİ PORAZOĞLU ÖLDÜ!

İnsan, yıllarca birlikte çalıştığı dost canlısı ve çalışkan bir arkadaşını kaybedince hangi duyguları taşırsa (ki bunun adı derin bir üzüntüdür) o duygular içindeyim. Osman Nuri Poyrazoğlu 9 Şubat 2020 günü, gelecek güzel günleri göremeden Adana’daki oğlu Selçuk’un evinde kalırken hastanede hayata veda etmiş. Birkaç yıldır ayzaymır hastasıydı. 86 yaşındaydı. Osmanniye’nin Bahçe köyünde doğmuş, vekil öğretmenlik…

BEN YAZARIM YANA YANA…

Son zamanlarda yazılarımı beğenmeyen arkadaşlardan bazıları: “Yaşın kemale erdi. Bırak artık bu işleri. Evde otur, emeklilik maaşını yemeye bak…” diyorlar. Bu isteği yerine getirmek mümkün mü? Hani derler ya: “Bu can bu tende kaldıkça, dilim döndükçe, elim kalem tutmaya devam ettikçe” yazmaktan ve söylemekten vazgeçemem. “Artık bırak!” tavsiyelerini duydukça Koca Yunus’un yüzyıllardır dilden dile aktarılan ilahisini hatırladım: “Ben yürürüm…

ELEŞTİRİNİN YARARI

30 Ocak günü paylaştığım “Tatilde Kayak Keyfi” yazım, sosyal medyada beş gündür tartışılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İmamoğlu’nun Elazığ deprem bölgesine uğradıktan sonra Palandöken’de ailesiyle birlikte kayak yapmaya gitmesini ve bu hareketini savunurken kullandığı cümleleri eleştirmiştim. Beklendiği gibi okurların bir kısmı eleştirimi doğru bulurken, herhalde daha fazlası eleştiriyi yersiz, zamansız, hatta haksız gördü. Doğaldır,…

TATİLDE KAYAK KEYFİ!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kurtarma ve yardım ekibiyle Elazığ deprem bölgesinde bir gün geçirdikten ve Tunceli’ye de uğradıktan sonra ailesiyle birlikte Elazığ’da kayak yapmaya gitmesi doğru muydu? Televizyonda bu haberi duyduğum anda “İşte bu olmadı!” dedim. İstanbul seçimlerini büyük bir farkla kazanmış ve ülkenin her yanında büyük bir sempati toplamış olmakla birlikte, ellerinden…

DEPREM SOSYALİZMİ

“Deprem sosyalizmi” kavramını ilk kez 21 yıl önce 17 Ağustos 1999’da Adapazarı depreminden sonra yayımlanan bir yazımda başlık olarak kullanmıştım. (Deprem Sosyalizmi, Aydınlık, 26 Eylül 1999.) Bütün Türkiye depremin açtığı büyük yaralara bir parça olsun merhem olabilmek için seferber olmuştu. Biz de Ankara’dan Öğretmen Dünyası Yazı Kurulu üyeleri, bir otomobile doluşmuş, devrem bölgesine giderek gözlemlerde…