14 Mayıs Seçimlerini Anlama KIlavuzu-1

TÜRKİYE SOSYOLOJİSİ KOLAY DEĞİŞMİYOR

Kıran kırana geçen 14 Mayıs 2023 seçimlerinin sonuçları aşağı yukarı belli oldu. Gerek propaganda döneminde yaşananlar gerekse seçim sonuçları bir dizi yorumu gerektirecek bir laboratuvar görevi yaptı.

Seçim sonuçlarını rakamlara boğmadan genel hatlarıyla verdikten sonra bunlarla ilgili görüşlerimi yazacağım. Geçmiş seçimler döneminde de toplumun eğilimlerini gerçekçi olarak okumaya çalışan biri olarak birçok paylaşımda bulunmuştum.

Milletvekili seçimlerini Cumhur İttifakı önde götürdü. Parlamento çoğunluğunu yeniden ele geçirdi. Bu İttifak parlamentoda üstünlüğü elde tutacak. Bununla birlikte AKP’nin geçen seçimlere göre aldığı oylarda düşüş oldu. Millet İttifakı umduğu başarıyı elde edemedi. İttifak yapmanın faydası olarak bazı partilerin Meclis’te sandalye sayısı arttı. CHP’nin oylarında dişe dokunur bir artış olmadı. Millet İttifakından İYİ Parti dışında kalanların bir oy tabanı bulunmadıkları, parti yöneticilerinin mevcut tabanı da CHP listesine oy vermeye ikna edemedikleri anlaşıldı.

Geçen seçimde kazandığı belediyeler kayyumla elinden alınmış, birçok yöneticisinin bir kısmı Meclis dışına atılmış ve cezaevine konmuş olan HDP’nin kapatılma niyetleri nedeniyle başka bir partiden seçime girmesi kadar bir miktar oy kaybetmesini de doğal karşılamak gerekir.

TÜRKİYE SOSYOLOJİSİ

Türkiye’de seçimlerde belirleyici olan sosyoloji 14 Mayıs 2023 seçimlerde de hükmünü yürüttü. Türkiye halkının çoğunluğu yoksul, Sünni, Türk ve eğitim düzeyi düşüktür. Bu büyük kitleye, sağcı, İslamcı ve Türk milliyetçisi politikacılar kumanda ediyor. 1950 öncesi, yönetim dışı bırakılan bu kitle, 1950’den sonra adım adım su yüzüne çıkmıştı. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1999’da bürokrasiden yapılan müdahaleler, yeni bir sosyoloji oluşturamamıştır. Bu durum küçük gelişmelere karşın daha uzun yıllar devam edeceğe benziyor. Türkiye’de sağcılık, halkın refah düzeyinin yükselmesi, sınıflar arasındaki uçumun azalması, öğretim düzeyinin artmasına paralel olarak etkisini kaybedecektir.

Türkiye’de farklı milliyetlerden toplukların bulunması, bu toplulukların siyaset sahnesinde yer almasına sebep olurken, çoğunluk milliyetine mensup olanlar arasında da tepkisel olarak sağcı milliyetçiliğin yükselmesini de tetikliyor. 14 Mayıs seçimlerinde iktidar çevrelerinin en büyük ve sürekli tekrarladıkları suçlama konusunun Kürtlerle ilgili sayılması anlamlıdır.

CUMHUR İTTİFAKINA SEÇİM KAZANDIRAN SOSYAL YARDIMLARDIR

Tayyip Erdoğan’ın ilk turda yüze 50’yi bulamamasına rağmen, seçimlerden birinci çıkmasının asıl etkenleri gene de bunlar değildir. İktidara geldiği günden başlayarak yaptığı sosyal yardımlardır. Muhalefet, başlangıçta bu yardımları küçümsedi, AKP’ye ve Erdoğan’a oy verenleri, bir çuval kömüre bir torba makarnaya oyunu satanlar diye hafife aldı. AKP döneminde ulaştırmada, sağlıkta, nitelikte değilse de nicelik olarak eğitimde, konutta yaptığı atılımlar, yoksulların refah düzeyini yükseltmesi ve onlar için hayatı kolaylaştırmış olması göz ardı edilemezdi. Nitekim muhalefet bunu geç de olsa kavradı ve iki seçimdir bunlara ilişkin vaatlerde bulunmada iktidar partisiyle yarışa girdi. Ancak bunlar beklenen derecede etki yapmadı. Çünkü biri uyguluyor, diğeri vaat ediyordu. Fakat her iki İttifaktan da halkı yardımlara muhtaç etmeyecek, herkesin çalışarak kazanacağı bir düzen vaadi işitilmedi.

“BEN”, DEĞİL “BİZ”

Seçim çalışmaları sırasında Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarında “Biz” değil” “Ben” sözcüğünü kullanması sorunluydu. Daha önce yazdığım bir yazıda bu hataya işaret etmiştim. Fakat hangi danışman akıl verdiyse bu seçim boyunca Kılıçdaroğlu “Ben” demeyi tercih etti. Oysa İttifak politikası, hedeflerin bir parti veya kişi tarafından değil, ortak akılla, birlikte gerçekleştirileceğini öngörüyordu. İttifak partilerinin başkanları da bu nedenle Cumhurbaşkanı yardımcısı yapılıyor, hatta, bu kurula, cumhurbaşkanlığı için adları sıkça geçen iki Büyükşehir Başkamı da eklenmişti.

Bu seçim iki kamp arasında geçti. Çoklu adaylar arasında Erdoğan’ın kazanma şansının yüksek olduğunu gören muhalefet, halklı olarak Muharrem İnce’nin adaylıktan çekilmesini ısrarla istedi ve bunu başardı. İçlerinde sosyalistleri de barındıran ve devrimci bazı Türklerden de oy alan Kürt bölgelerinin en büyük partisi de cumhurbaşkanı adayı çıkarırsa bunun kendilerine değil Erdoğan’a yarayacağını anladı ve onun gitmesi için Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye karar verdi. Bu durum siyasi tabloda olumlu bir yansımaya neden oldu. Seçim sonuçlarını gösteren haritalardaki renklendirmeden de anlaşılacağı gibi, Güneydoğu bölgesindeki illerin rengiyle, kıyılardaki büyük kentlerin rengi aynıydı. Yani, laik, Atatürkçü, çağdaş bir yaşamdan yana olan burjuva ve küçük burjuva kesimleri ile, Kürt siyasi hareketi ilk kez, resmen gevşek bir biçimde de olsa birleşti. Bu durum, tarih boyunca burjuvazi tarafından reddedilen Kürt sorununun çözümü konusunda umut vericidir. Her ne kadar Kemalistlerin bir kısmı, CHP’nin iktidara gelmesi için buna istemeyerek göz yummuşsa da gelişme gene de olumludur.

Bununla birlikte, bu seçim çalışmaları boyunca Kürt sorununun ne olduğu ve nasıl çözüleceği konusunda tek bir söz duyulmadı. HDP de bu konuda susmayı tercih etti. AKP’den bu konuda umut olmadığı bu seçimde daha iyi anlaşıldı. (15 Mayıs 2023)

Bir harita ve şunu diyen bir yazı 'EDİRNE KIRKLARELI TEKIRDAG SİNOP BARTIN KASTAMONU ZONGULDAK KARABOK CANKIRI DÜZCE BOLU SAMSUN ÇANAKKALE BİLECIK CORUM AMASYA TOKAT ANKARA KIRIKKALE ARTVIN ESKİŞEHİR ARDAHAN RİZE ORDU GIRESUN TRABZON GÜMOSHANE BAYBURT YOZGAT KIRŞEHİR KARS SIVAS AFYONKARAHİSAR ERZİNCAN ERZURUM AYDIN IGDIR AGRI TUNCELI NEVŞEHİR KAYSERİ AKSARAY NÍGDE KONYA BINGOL MUĞLA MALATYA K.MARAS ANTALYA KARAMAN ELAZIG DİYARBAKIR BATMAN ADIYAMAN ADANA OSMANİYE MERSİN SANLIURFA GAZIANTEP KILIS MARDIN ŞIRNAK HATAY HAKKARI AKP CHP YEŞİL SOL' görseli olabilir

Tüm ifadeler:

12Ahmet Gülen, Kursat Ozyilmaz ve 10 diğer kişi

Loading

Leave a Reply