TÜRKİYE’DE FAŞİZMİ KİM UYGULAYABİLİR?

Türkiye’de faşizm tehlikesi var mı?

Faşizm, adını İtalya’da Mussolini döneminde uygulanan rejimden alıyor. Hitler Almanya’sında NAZİM rejimi olarak uygulanmışsa da halkın en azılı düşmanları olan ve bütün halk ve özgürlükleri askıya alan rejimlerin ortak adı olmuştur.

Türkiye tarihinde faşizme yakın uygulamaları İttihat Terakki, 12 Mart, 12 Eylül askerî rejimler uygulanmıştır ancak bunların hiç birini faşizm olarak nitelendirmek doğru değildir. Ancak Türkiye’de bir faşizm tehlikesi de yok sayılmaz.

Türkiye’de faşizmi sanıldığı gibi MHP veya AKP uygulayamaz. Halkın yüzyılı aşkın hürriyet mücadelesinde edindiği direnme kültürü, temel hak ve özgürlüklere sahip çıkma geleneği buna engeldir. Tek Adam rejimi içinde yaşamamıza rağmen, ülkede iyi kötü bir muhalefet, temel hak ve özgürlüklere vurgu yapan ve tamamen yürürlükten kaldırılamamış olan bir anayasa vardır ve millet bu rejimden de kurtulma mücadelesi içindedir.

Türkiye’de faşizmi nasıl bir parti uygulayabilir? Bu parti büyük bir ihtimalle klasik sağ veya milliyetçi gelenekten değil, sosyalist, hatta komünist gelenekten gelen bir parti olacaktır. Bu saptama okuyucuyu şaşırtabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, Mussolini de Hitler de başlangıçta sosyalizmi kullanmışlardı. Hatta NAZİ Partisinin Nasyonal Sosyalizm kavramını kullandığını unutmamak gerekir. Bu isimdeki Nasyonalizm partinin esas görüşüydü ve sosyalizm de emekçileri avlamak için kullanılıyordu.  

Birinci Dünya Savaşı sırasında Sanayileşmiş ülkelerde sosyalizm güçlü bir akımdı ve kitleler sosyalizmden medet umuyorlardı. Faşistler, halkın bu özlemine karşılık vererek fakat aşırı milliyetçiliğin batağına saplanarak halkı örgütlediler. Milletlerin daha iyi yaşama umudunu kullandılar. Fakat dünyayı kana buladılar.

Türkiye’de komünist gelenekten gelen bir partinin faşist bir parti haline gelmesi elbette umulmadık ve şaşırtıcı bir gelişmedir fakat her ne kadar şaşırsak da bunun adım adım örülmekte olduğuna tanıklık ediyoruz.

KRİZ ZAMANLARINDA GÜŞLENEBİLİR

Türkiye’nin yeni faşist partisi, halkın düzen partilerinden beklediğini bulamayışını ve sıkıntılarını ustaca kullanacaktır. Onun en büyük silahı Amerikan emperyalizmle mücadeledir. Halka devletçilik yoluyla refah vadedeceği de anlaşılıyor. Faşist partinin, Atatürk’ü de ölçüsüz bir biçimde kullanması beklenebilir. Zaten aydınların bir bölümünün kulağına hoş gelecek bunun gibi kavramları kullanmasa sırf ırkçı bir milliyetçilikle milleti çevresine toplayamaz.

Bu yolda hayli ilerlemiş olan partinin on yıllardır sandıkta bir milim ilerleyememiş olmasına bakarak hiç şansı olmadığını söyleyenler olabilir. Fakat unutmamak gerekir ki, tanımı yapılan parti bir seçim partisi değildir. Her seçim öncesinde pek iddialı konuşmasına rağmen bu koşullarda sandıkta bir başarı kazanamayacağını bilmektedir. Parti, adım adım toplumu faşist bir rejime hazırlamak için kullanılmaktadır. Gazetesi, dergisi, televizyonu, halkı ikna etmek için seferberdir.

PUSUYA YATMAK

Parti değişmez başkanının “Tarihin pususuna yatmak” sözü eskiden bir demokratik devrim niyetiyle söylenmiş olmalı, fakat partinin ideolojisi faşizme evrildikten sonra bu kez “pusuya yatmanın” faşist bir rejimi kurmak için fırsat kollama anlamında kullanılacağı anlaşılıyor. Halkın aşırı yoksulluğu ve bölgesel savaşlar, iç savaş gibi olguların kendisine bu fırsatı vereceği umudundadır.

Faşizmi kurmaya hazırlanan parti, dünyadaki diğer faşist partiler gibi kaba bir ırkçılıktan besleniyor. Günümüzde ırkçılığın hedefi Kürtlerdir. Parti ülkedeki diğer milliyetçi partilerden açık ara önde Kürt düşmanlığına devam ediyor. Bu konuda MHP bile onunla yarışamaz. Bu ırkçılığın tarihteki izdüşümü Ermeni ve Rum düşmanlığıdır. Türk tarihinde etnik temizlik adına ne yapılmışsa onun günümüzdeki tartışmasız varisi odur.

Ne yazık ki, kendilerine milliyetçi diyen çevrelerin ideoloji dağarcıklarında bu partinin tezlerinden bir parça bulunabiliyor. 1915 Ermeni olaylarında bu partinin külliyen inkârcı politikalarını, Talat Paşa Komitesini olumlayan milliyetçiler az değildir.

Partinin başkanı Enver Paşa kadar maceracıdır ve zaten onun politikalarını, özellikle Enver Paşa’nın bir tertiple imparatorluğu Birinci Dünya Savaşı’na sokmasını övmekte, milletin asla affetmeyeceği katilleri kahraman gibi göstermektedir. Şimdi onun beklentisi Ordu içinden Enver Paşa gibi önderlerin çıkmasıdır. Zaten uzun zamandan beri ordu içindeki bu güçlerle dirsek teması içindedir. Türkiye’nin dış maceralara açılmasını iktidar partilerinden daha hararetli savunmaktadır.

Şimdi o, kendini hükümetin ortağı sayıyor. Amacına ulaşmak için öteki hükümet partilerinden güç almaya çalışıyor. Onlar da kendi tezlerini desteklediği sürece ona yardım etmeye çalışıyorlar. Ancak bu ortaklığın nereye kadar süreceği belli değildir.

Parti, bütün faşist partilerin başvurduğu yöntemler olan yalan, iftira, bilgi çarpıtma yöntemlerine başvurmaktan geri kalmıyor. Kendisi ve hükümet ortağı partiler dışında herkese çamur atıyor.

Onun artık sol bir parti olmadığının, tamamen değişmiş bir parti olduğunun kanıtı, sol içinde hiçbir müttefikinin kalmamış olmasıdır. Bütün solcular ve demokratlar haklı olarak ondan nefret ediyorlar. Parti üyelerinin büyük bir kısmı kendilerini yarı yolda terk edilmiş olduğunu düşünüyorlar. Zaten o da kendine yük olarak gördüğü solculardan kurtulmaya çalışıyor. 

Değişimin hayatın değişmez ilkesi olduğunu düşünmeyen bazı solcular, Parti’nin zaten baştan beri sol içine sokulmuş bir kama olduğunu ileri sürüyorlar. Parti başkanının bir devlet görevlisi olduğunu söyleyenler az değildir. Onun bir maceracı olduğunu söyleyenler de vardır ki, belki en doğru teşhis bu olacaktır fakat bu öyle masum bir macera da değildir. Üzerinde durulması gereken ciddi bir tehlikedir.

Türkiye’de bir açık faşizm tehlikesinin önüne geçebilmek için Türk-Kürt kardeşliğini gerçekleştirmek, demokrasi kültürünü yaygınlaştırmaktan başka çare yoktur. (Tükenmez, Sayı: …,/Haziran 2022  

Leave a Reply