AZİZ NESİN BENİ NASIL HAŞLADI?

Zeki Sarıhan

12 Eylül 1980 darbesinin ardından üç yıl geçmişti ki, Kenan Evren rejimi hâlâ nasıl öğretmenlik yaptığımıza şaşırırcasına kardeşim Ayhan’ı Demetevler Lisesinde beni de Ankara İncesu Lisesi’nde buldu ve 1402 Sayılı Yasa’ya dayanarak bizi mesleğin dışına attı. O tarihte Öğretmen Dünyası derginin yazı kurulunda görevliydik.

Şimdi ne yapacaktık? Bir iş kuracak sermayemiz yoktu. Ayhan avukat olmaya karar vererek Hukuk Fakültesi’nin sınavlarına girdi ve kazandı.  Ben de elime bir pazar çantası alarak, meslekten atılmış bazı arkadaşlar gibi ansiklopedi pazarlamaya başladım.

Ardından dokuz arkadaşımızı daha ikna ederek öğretmenlere hitap eden yayınlar yapmak üzere Ankara Eğitim ve Kültür Hizmetleri AŞ’yi kurduk. Unutulmayan Öğretmenler adlı bir kitap da yayımlayacağımız kitaplar arasındaydı. Bi kitabı, toplumun, özellikle eğitim dünyasının tanıdığı kişilerin unutamadıkları öğretmenler hakkındaki yazılarından oluşacaktı.

Yazı isteyebileceğimiz kişilerin bir listesini yaptık. Bunlardan biri de Aziz Nesin’di. Bunlara ortak bir yazı ile meramımızı anlattık. Başlık yazısında “ÖĞRETMEN YAYINLARI-ANAŞ Ankara Kültür ve Eğitim Hizmetleri A.Ş, Tuna Cad. 2/402 Yenişehir-Ankara, Tel. 33 12 83” bilgileri bulunan kâğıda yazdığımız mektup şöyleydi.

“Ankara, 10.8.1984

Sayın Aziz Nesin

Öğretmenlerin iyi davranışlarını saptamak ve böylece okul hayatımızın iyileşmesine katkıda bulunmak amacıyla “UNUTULMAYAN ÖĞRETMENLER” adlı bir kitap yayımlamak istiyoruz. Kitabın içeriği bu konulardaki anılardan oluşacaktır.

Size şu soruyu yöneltiyoruz: “Unutamadığınız bir öğretmeninizi anlatır mısınız?”

Sizin de yetişmenizde önemli katkıları olan, davranışlarını beğendiğiniz ve unutamadığınız öğretmenleriniz vardır. Bunlardan birini anlatırsanız sevineceğiz. Sizde olumsuz izlenimler bırakan bir öğretmenimizi de anlatabilirsiniz. Bu da dolaylı olarak olumlu davranışların neler olması gerektiği konusunda bir görüş kazandırır.

Kitabı 24 Kasım Öğretmenler Gününe kadar piyasaya çıkarmak istiyoruz. Bu nedenle cevabınızı 15 Eylül’e kadar bize postalamanızı dilemekteyiz. Daha fazlası için bir isteğiniz olmazsa kitaptan size de bir adet postalanacaktır.

Kitaba girecek anılarda biçimsel bir birlik olabilmesi için yazınızda mümkünse aşağıdaki hususların gözetilmesini rica ediyoruz:

1.       Öğretmenin adı, sizi okuttuğu yıl, yer ve okul adı.

2.       Varsa öğretmenin bir fotoğrafı (vesikalık, grupla ya da sizinle çekilmiş olabilir)

3.       Sizin bir fotoğrafınız, adresiniz.

4.       Metin, seyrek aralıklı olarak, makineyle 4 sayfayı geçmemelidir.

Şimdiden teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.

Öğretmen Yayınları adına

Zeki Sarıhan

(imza)”

AZİZ NESİN’İN YANITI

“NESİN VAKFI

P.K 5, Çatalca-İstanbul

 29 Ağustos 1984

B. Zeki Sarıhan

Sizin imzanız bulunan 10/8/1984 tarihli, basılı olduğuna göre benden başka çok kişiye gönderilmiş olduğu anlaşılan bir mektubunuzu aldım ve çok şaşırdım.  Benden, anonim şirketiniz adına yayımlayacağınız bir kitap için, bir askerî buyruk gibi dört maddede bildirdiğiniz isteklerinize uygun, dört sayfayı geçmeyen bir anı yazısı istiyorsunuz. Bu yazıyı da, isteğinize göre 15 Eylül tarihine dek size postalamış olmalıyım.

Bu emeğime karşılık, basıldığında, lütfedip kitaptan bir tane postalayacağınızı da bildiriyorsunuz. Eksik olmayın.

Bir ülkeniz öğretmenleri, üstelik yayın yapan, dergi çıkaran ve bu iş için anonim bir şirket kurmuş olan öğretmenleri bile, emeğin ne olduğunu, yetmiş yaşında bir yazarın zamanının değerini, böyle bir istek için yazılacak mektubun biçimini bile daha bilmiyorsa, peki biz daha ne yapacağız?

Belki de siz ve arkadaşlarınız, beni sevenlerdensiniz. Bu mektubumla benim için düş kırıklığına uğrayacaksınız. Benden hiç de böyle bir mektup beklemiyorsunuzdur.

 Daha da üzücü olanı şu ki, hem öğretmenlere değgin anılar istiyorsunuz, hem da bugüne dek bu konuda yazılmış yapıtları zahmete katlanıp okumamışsınız bile.

Ne diyeceğimi bilemiyorum. Öğretmenleri böyle olan bir ülkeden, bugünkünden daha başka ne beklenebilir?

İstediğiniz öğretmenlere değgin anılarımı “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez” adlı iki ciltlik yaşamöyküsü kitabımda bolca bulabilirsiniz. Bu kitabımdan alıntı yapmanıza kitabın adını anarak izin veriyorum. İsterseniz elbette.

Bu mektubumdan dolayı darılıp darılmamak sizin sorununuz. Ama, yurdum adına, mektubumun sizi düşündürmesini dilerim

Aziz Nesin (imza)”

Bu mektuba yanıt vermedik. Bize öğretmenleriyle ilgili anılarını gönderen, adlarını kitabın kapağına koyduğumuz 34 yazarın hiç biri bize böyle bir mektup yazmadı.  Kitabımızı Kasım 1984 tarihiyle bastırdık. Aziz Nesin’in Böyle Gelmiş Böyle Gitmez kitabından bu kitaba aktarma yapmadık, çünkü kitapta özgün yazıların bulunmasını kararlaştırmıştık.

Kitap bir parça genişletilmiş olarak Kültür Bakanlığı tarafından da iki kez basıldı.

Aziz Nesin’e yazdığım mektup ve onun yanıtı hakkında yorumu okuyucuya bırakıyorum…

(28 Şubat 2019)

Zekisarihan.com

Leave a Reply