BİR MUSİBET BİN NASİHATTEN YEĞDİR

Zeki Sarıhan

ABD Hükümeti ile Türkiye Hükümetinin Suriye’de vardıkları geçici anlaşma Bu şu dört gelişmenin sonucudur ve geçicidir.  

Birincisi: ABD Dünya jandarmalığının artık sökmediğini anlamış, Suriye devletini yıkma ve başka devletleri de bu çabasına ortak etme hevesinden vazgeçmiştir. ABD, Suriye’deki hâkimiyet mücadelesi nedeniyle bozulan Türkiye ile ilişkilerini onarmak için Tayyip Erdoğan’ın ısrarlı taleplerinden bir kısmını kabul etmiştir. Amerika’nın Ortadoğu’da en güçlü müttefiki ve Doğuda NATO’nun güçlü üyesi Türkiye’yi kaybetme riskini göze alamamıştır. Bu politika, Batının diğer ülkeleri için de geçerlidir.

İkincisi: Türkiye Hükümetinin de başlangıçta Suriye’deki Kürt oluşumunu da kullanıp Suriye devletini yıkarak burada kendine bağımlı bir devlet yaratma projesi de suya düşmüş, bunun yerini Türkiye’nin güney sınırlarında bir Kürt oluşumuna izin vermeme politikası almıştır. Ancak sınır ötesi askerî hareket hemen bütün dünyanın tepkisiyle karşılaşmıştır.

Üçüncüsü: Suriye’nin koruyucusu rolünü üstlenmiş olan Rusya’nın bölgedeki etkisi artmış, Beşar Esat rejiminin, PYD’nin hâkim olduğu bölgede TSK’nın elde tuttuğu kısımlar hariç, kendi askerlerini sokarak “Suriye’nin bütünlüğü” konusunda umutları artmıştır.

Dördüncüsü: PYD, eli altında bulunan bölgeyi savunurken savaşçılarının bir kısmını kaybetmiş olsa da daha büyük kayıplara uğramadan 32 km güneye çekilmeyi kabul ederek daha büyük zarara uğramaktan veya bütünüyle yok olmaktan kurtulmuştur.

Bu saptamalar, Suriye’nin, Türklerin ve Kürtlerin uzun vadede geleceği konusuna ışık tutmaktan uzaktır.

SORUNUN KÖKTEN ÇÖZÜMÜ İÇİN

Bölgemizde esaslı bir barışın kurulması, halkların rahat bir nefes alması, dostluk ve işbirliğinin hâkim olması, açılan derin yaraların onarılması için şu ana noktalarda anlaşmak şarttır:

Birincisi: Başta Amerika olmak üzere, büyük devletler ve Suriye’nin komşuları bu devletin iç işlerine burunları sokmaktan vazgeçmeli, Suriye’den bütün yabancı silahlı güçler çekilmelidir.

İkincisi: Herhangi bir devlet, Suriye’de rejim değişikliği yapmak için bu ülkedeki muhalif unsurlara silah ve politik destek vermekten vazgeçmelidir.

Üçüncüsü: Suriye Hükümeti, gerek içerde ve gerekse dışarıda eleştiri konusu olan, hatta müdahale gerekçesi sayılan Nusayri Araplar dışındaki milliyetlere karşı katı tutumunu değiştirerek bunların hak ve özgürlüklerini anayasal güvence altına almalıdır. Yıllarca süren bunca kavgadan sonra eski statünün devam etmesi mümkün değildir. Aksi halde, Suriye’deki huzursuzlukların devam edeceğini varsayabiliriz.

Bir musibet bin nasihatten yeğdir demişler. Suriye üzerinde yıllardır süren savaş, bu devlet için en büyük musibet idi. Şimdi bu kavgadan çıkarılacak ders, yalnız Suriye ve Ortadoğu’ya değil, dünyanın başka yerlerindeki benzer kavgalar için de öğretici olacaktır.

Bu dersin oturduğu ilkeler zaten uluslararası ilişkilerde çok önceleri saptanmış ve uluslararası kuruluşların anlaşmalarına yazılmıştır:

Her millet kendi kaderini kendisi tayin eder. Hiçbir devlet, başka bir devletin iç işlerine karışamaz. Vatan savunması dışında savaş bir felakettir. (18 Ekim 2019)

zekisarihan.com

Leave a Reply