ERDOĞAN’DAN KURTULMANIN YOLU

ERDOĞAN’DAN KURTULMANIN YOLU

Zeki Sarıhan

“Erken seçim istemek vatana ihanettir” sözü Tayyip Erdoğan’a aittir ve söyleneni de çok olmadı. Televizyonlarda günde beş kez atılan nutuklara bakılırsa hükümetin işleri de tıkır tıkır yürüyordu. Yollar, köprüler yapılıyor, ülke kalkınıyor, 15 Temmuz darbecileri yargılanıp cezalara çarptırılıyor. Fabrikalar satılıyor, Olağanüstü Hal Kanunun uzatıldıkça uzatılıyor, Torba Yasalara Meclis çoğunluğunun elleri kalkıp iniyor, üstelik kimse gıkını çıkaramıyordu.

Ne oldu da hükümet birdenbire baskın bir seçime gitme kararı aldı? İşte 2019 Kasımına kadar iktidarda kalmayı garanti görüyorlar, Gene de ne olur ne olmaz diye muhalefeti ağza alınmayacak sokak diliyle yerden yere çalarak silmek istiyorlardı. Siyaset kurumu hiç bu kadar ayağa düşmemişti.

Fakat bazı şeyler, gösterildiği gibi değildir. Üstündeki cilayı kazırsanız, altından çürük demir ortaya çıkıverir.

Bütün gücüyle 2019 Kasım seçimlerini kazanmak için kampanyalar yürütmekte olan hükümet partisi yalnız kendi oyuyla yüzde 50’yi aşacağına güvenirken dipten gelen dalganın farkına vardı. Yüzde 50’yi garantilemek için MHP ile ortaklık ve seçimler için ittifak kurdu. Bu ikisi bile yüzde 50 için kısa gelince Büyük Birlik Partisini de yanına aldı. Bunun bile yüzde 50’yi aşmaya yetmediği anlaşılınca Saadet Partisi’nin de kapısını çaldı.

Ne var ki Saadet bu cepheye katılmayı reddetti. İyi Parti de uykularını kaçırıyordu. Seçim Kanunlarını kendilerine göre yeniden ayarlamışlardı. Yüksek Seçim Kurulu zaten hükümetin emirlerini yerine getiriyordu.

“Baskın bir seçim yapalım. Bu işi 2019’a bırakmayalım” dediler. “Muhalefet nasıl olsa birleşemez. Bu şartlarda malı biz götürürüz. Devletin bütün imkânlarını kullanırız, bu kadar televizyonumuz, gazetemiz var. Muhalefetin nesi var ki” diye düşündüler.

Çok ince taktikler kullanıyorlardı. CHP’ye “Bak biz İttifak yaptık, sen de HDP ile İttifak yap” diye taktikler vermeye başladılar. HDP ise çoktandır şeytanlaştırılmıştı. Kılıçtaroğlu’nu aday olmaya kışkırtarak muhalefetin ortak bir adayda birleşmesini önlemek istiyorlardı.

Bütün bunlara rağmen Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı garanti değildir. Bu kanıya, onun bu olağanüstü çabasını yorumlayarak varıyoruz.

Normal olarak bir parti, seçimleri kazanır veya kaybeder. Kaybederse muhalefete geçer ve gelecek seçimler için hazırlanır. AKP ise normal bir parti olmaktan çıkmıştır.  O kazanamasa bile iktidarı bırakmaya niyetli değildir. Bu da hesaba katılmalıdır.

MUHALEFET SEÇİMİ NASIL KAZANIR?

Erdoğan-Bahçeli karşıtı muhalefetin eğer doğru bir strateji uygularsa cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimali vardır. Bunun için daha birinci turda ortak bir adayda birleşmeleri mümkündür. Eğer birinci turda muhalefetten birden çok aday çıkarsa, ikinci turda bunların içinde en yüksek oyu alan kişinin çevresinde kenetlenmek şarttır.

İki aylık bir zaman kısa değildir. Muhalefet çevrelerinin hemen, birkaç gün içinde bir araya gelmeleri, hepsinin makul bulacağı bir adayda anlaşmaları zor mudur? Böyle bir ittifaka yan çizecek olan parti ve çevre hangi mazerete sığınmış olursa olsun, Erdoğan’ın yeniden başkan seçilmesinden sorumlu olacaktır.

Türkiye normal şartları yaşamıyor. Erdoğan kazanırsa, zaten karanlık bir labirentten geçmekte olan Türkiye’yi daha koyu karanlıklar bekliyor. Türkiye uygarlık yarışına elveda diyecek, demokrasinin kırıntısı bile kalmayacaktır. Görünen köy kılavuz istemez. Tarih bazen insanların önüne büyük özverilerde bulunma zorunluluğunu koyar.

Muhalefet bloğu büyük bir birliktelik için başka bir hiçbir örnek tanımıyorsa Kurtuluş Savaşı’nın nasıl bir strateji ile başarıya ulaştığını hatırlasın. O vatansever birliktelikte komünistlerden liberallere, İttihatçılardan demokratlara kadar herkes yer aldı. Türkler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar, Aleviler, Sünniler, askerler, köylüler, kadınlar, gençler omuz omuza verdiler.

Öyle o kadar sık ince eleyip sık dokuyacak bir zamanda değiliz. Hedef bellidir: Parlamenter demokrasiyi, kuvvetler arılığını ve barışı geri getirmek.

Millet kendini mutlak iktidar hırsıyla yanıp tutuşmakta olan bir tek adamın eline bırakamaz.   (20 Nisan 2018)

Zeki Sarıhan’ın bloğundaki diğer yazılar için: zekisarihan.com

Loading

Leave a Reply