HESAP VERMEK YERİNE…

“Spor Paralarına Ne Oldu?” başlıklı yazımda anlatmıştım. Kısaca olsa yeniden anlatmanın sırası.

1990’da Öğretmen Dünyasında yayımlanan “Eğitimde Rüşvet-İstemem Yan Cebime Koy” adlı yazımdan ötürü Ankara’nın bir gecekondu semtindeki ortaokula sürgüne gönderilmiştim. Türkçe öğretmeni olduğumdan bana Kültür Edebiyat Kolu rehber öğretmenliği de vermek zorunda kaldılar.

Okulda bir duvar gazetesi çıkarılıyordu. Koldaki öğrenciler bana sordular:

“Öğretmenim, öğrencilerden spor parası adı altında para topladılar. Ama biz top mop yüzü görmüyoruz. Bunu duvar gazetesine yazabilir miyiz?”

“Elbet de yazabilirsiniz?” dedim.

Sorunların dile getirilemediği, yetkililere soru sorulamayan bir okulda yurttaş mı yetişir?

Birkaç gün sonra sınıfın kapısı vuruldu.

“Müdür seni istiyor?” dediler.

Okul müdürünün odasına gittim.

Müdür önce gazeteyi çıkaran ekibi çağırmış. Duvar gazetesinde yayımlanan yazı için onları haşlamış. Bana da dolaylı bir tehditte bulundu.

“Burası hassas bir bölgedir. Ona göre” dedi.

Anladım. “Seni ülkücülere dövdürürüm!” demek istiyordu.

“Müdür Bey” dedim. “Bak, öğrencilerin bu tip yazılarından gurur duymalısın. Spor paralarının ne olduğunu soruyorlar. Kalem kalem toplanan paraların listesini de çıkarmışlar. Yapılacak iş, öğrencilere bu paranın nereye gittiğini açıklamaktan ibarettir.”

Müdür duvar gazetesindeki yazıya el koymuştu. Odasından çıkınca öğrencilerle görüştüm. “Bizde yazının bir örneği var” dediler ve bana verdiler. Bir gün lazım olur diye arşivime koydum. İşte şimdi lazım oldu. Bir okulda yaşanan olayla devlet yönetiminde yaşananlar aynı dersleri verebilir.   

Verilecek hesabı olan fakat bunu veremeyenlerin tutumudur bu. Bir şey sorarsın, yanıtlayacak yerde soru soranları tehdit eder, onlara “Alçak, namussuz, sefil” gibi hakaretler yağdırırlar. Böylece kuru gürültüyle üste çıkmaya çalışırlar… Ne kadar çok bağırırlarsa o kadar korku saldıklarını sanırlar. (18 Şubat 2021)

Leave a Reply