Perinçek gene doğru söylemiyor: KUVAYI MİLLİYE-TALİBAN KARŞILAŞTIRMASI

Türkiye’de zafer haftası 26 Ağustos’ta başladı. Afyon Cephesi’nde ordunun Yunan kuvvetlerine genel bir saldırı haberinin öğrenilmesiyle bütün Türkiye’yi tarifsiz bir sevinç kaplamıştı. İşgal altındaki topraklarda Yunan ordusunun feci yenilgisiyle art arda gelen zafer haberleri, ülkenin her yanında halkı sokağa döktü. Bu halk ki, Sakarya Savaşı günlerinde de meydanları hınca hınç doldurmuş, orduya desteğini bildirmişti.

Türkiye’de zafer şenlikleri kaç gün sürdü? O günün gazetelerindeki haberlere bakılırsa şenlikler İzmir’in kurtuluşu ile bitmedi. Mudanya Konferansı, ordunun İstanbul’a girişi ve Trakya’nın teslim alınması, Padişahlığın 1 Kasım’da kaldırılması da özellikle İstanbul’da dinmek bilmeyen sevinç gösterilerine neden oldu. En son Ankara hükümetinin “yeter artık” dediği güne kadar iki buçuk ay, Türkiye halkı, Diyarbakır’dan İzmir’e, Rize’den İstanbul’a kadar bayram yaptı. Bu zafere sevinmeyen muhalif bir gazete bile yoktu.

Türkiye’nin bundan önceki büyük bayramı İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği 10 Temmuz 1908’de yaşanmış ve o da günlerce sürmüştü. Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si, Arap’ı, imparatorlukta ne kadar milliyet varsa artık eşitlendiklerini, kardeş olduklarını ve hürriyete kavuştuklarını düşündüler.

Bir de Amerikalıların ve müttefiklerinin çekilmesiyle Afganistan’daki görüntülere bakıyoruz. Fotoğraf ve videolar daha çok başkent Kâbil’den. Hiç de öyle bir coşku eseri yok. Caddelerde elleri silahlı Taliban militanlarından başkası görünmüyor. Kadınlara sokağa çıkmamaları öğütleniyor. Türk Kurtuluş Savaşı’nda ise kadınlar sokaklardaydı ve asker İzmir’e doğru ilerlerken köylerinin ve kasabalarından geçen askerlerin boynuna sarılıyor ve ona ikramda bulunuyordu.

Kurtuluş Savaşı’nın zaferi, bütün millette coşkun bir sevinç yaratmışken Afganistan halkındaki bu durgunluğu neye yormalıyız? Yoksa Afgan halkı ülkeden yabancı askerlerin çekilmesin istemiyor muydu? Bu çekilişe üzülüyor mu?

HALK TALİBAN’DAN KORKUYOR

Bu ihtimali düşünmek, Afgan halkına haksızlık olur. Bir avuç işbirlikçi dışında ülkede işgal güçlerinin bulunmasını isteyen bir halk bulunamaz. Afganistan’daki coşku azlığı veya yokluğu, ülkeye hâkim hale gelen radikal dinci Taliban korkusudur. Taliban zaten halkına özgürlük de vadetmiyor. Aksine, halkı şeriat denen bir cenderenin içine sokacağını ilan ediyor.

Türk Kurtuluş Savaşının önderleri, zaten modern bir eğitimden geliyorlardı ve zaferle birlikte modernizmin önü daha da açılıyordu. Afganistan’da ise bunun tam tersi oluyor. Medrese mollalarından oluşan Taliban, Afgan halkının önünü açmıyor, aksine, 1919’da Emanullah Han döneminde açılan ara ara da tekrarlanan modernizm kapılarını sımsıkı kapatacağını, sıkı şeriat devleti kuracağını ilan ederek kapatıyor.

Ülkede yabancı güçler istemeyen Afgan halkı, Taliban’dan korkuyor. Taliban yöneticilerinin Batılı gazeteciler önünde sureti haktan görünen demeçler vermesine aldanmamak gerekir. Kuracakları rejimin sınırlarını çizmişlerdir.

Taliban Afganistan’ın Atatürk’ü olmadıktan başka, olsa olsa, İkinci Meşrutiyete karşı İstanbul’da ayaklanan 31 Mart (1909) gericilerine benziyor. Onlar da Meşrutiyet’i gâvurluk ilan eden ve şeriat isteyen bir güruhtu. Onları bastıran Hareket Ordusu’nun kurmay başkanlığını da bir ara Mustafa Kemal Paşa yapmıştı.

Türkiye’nin antiemperyalist devrimiyle bugün Afganistan’da olanların tek benzerliği yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmış olmasından ibarettir. Şu farkla ki, Türkiye’de bu, cephe savaşlarıyla, Afganistan’da ise yorulmuş Amerika’nın Taliban’la aylar önce yaptığı bir anlaşma ile gerçekleşmiştir.

BİR AÇIKLAMA

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Taliban’ı Atatürk’e benzeten sözleri üzerine “Taliban Afganistan’ın Atatürk’ü müdür?” başlıklı bir yazı paylaşmıştım. Doğu Perinçek ikinci bir konuşmasında Taliban hakkında olumsuz haberlere inanılmamasını isteyerek benim Kurtuluş Savaşı Günlüğü kitabımda da yer yer görülen Damat Ferit Paşa yanlılarının ve bazı yabancıların Kuvayı Milliye hakkında da olumsuz görüş yaydıklarını örnek vermiş. Böylece Kuvayı Milliye ile Taliban’ı eş tutmuş. Bazı haber siteleri, benim yazımı Doğu Perinçek’in ikinci konuşmasına cevap diye yayımladılar. Benim için de Perinçek’in Yoldaşı ve Vatan Partisi üyesi ifadesini kullandılar.

Evet, ben eski bir Aydınlıkçıyım. Perinçek ve arkadaşlarının 1974’te Mamak’ta yaptıkları kapsamlı “Savunma” bugün de benim rehberimdir. Bir dönem İşçi Partisi üyeliğinde bulundum, Ulusal Kanal Programcılığı da yaptım. Grubun gitgide sağa ve ırkçılığa yönelmesi karşısında daha fazla tahammül edemeyerek 2011 yılında İşçi Partisi’nden istifa ettim. Onlar da beni partiden attılar. Dolayısıyla Vatan Partili hiç olmadım. İçinden geçtiğim o süreci etraflıca kaleme almam benim için de farz oldu.

Kuvayı Milliye düşmanlarının iftiralarıyla Taliban hakkında söylenenlerin aynı olduğunu söylemek ise kimseyi inandıramaz. Kuvayı Milliye aleyhindeki sözlerin yalan olduğunu biliyoruz ve Kurtuluş Savaşımız hakkında dünya kamuoyunda gerçekçi görüşlerin olduğunu da biliyoruz. Türkiye’ye kadar gelip Mustafa Kemal’le görüşmeler yapan ve gazetelerinde yayımlayan gazeteciler vardı. İngiliz parlamentosunda bile Türkiye yanlısı sesler hiç eksik olmadı.  “Kurtuluş Savaşı Günlüğü’nde bunlar da yer alır. Taliban için ise bazı radikal İslamcılardan ve Doğu Perinçek’ten başka dünyanın herhangi bir ülkesinde olumlu bir görüşü olan var mı?

Taliban karşıtı olanları, özellikle devrimci kadınları, dışarıdan para alıyorlar diye karalamak, Türkiye’deki Talibancılığın çaresiz kalarak başvurduğu bir karalamadır. Gerçeklikten koparak en soldan en sağa savrulanların ve dinci faşizmden medet umar hale gelenlerin on parmaklarında on karayı sağa sola yapıştırmalarında ise yadırganacak bir taraf yoktur.(27 Ağustos 2021)

zekisarihan.com

Leave a Reply