Üç Yıl Sonra 15 Temmuz Değerlendirmesi: SIRA AKP’DEN KURTULMAYA GELDİ

Zeki Sarıhan

15 Temmuz darbesi zaten kaygı verici olan siyasi hayatımızı tamamen altüst etti. Ordu içinde kendilerini maskeleyerek yuvalanmış Fetullah Hoca Cemaatine mensup askerlerin 15 Temmuz 2016 günü kalkıştıkları darbe girişimini aradan üç yıl geçtikten sonra daha serinkanlı olarak ele alabiliriz.

Hükümet şimdi bu olayla ilgili gördüklerini yargılamakla ve devlet hayatından çıkarmakla ilgileniyor Parayı bastıranın kurtulduğu yolunda haberler de var. Ama Fetullahçı örgütlenmenin devlet içindeki varlığını açığa çıkarmak zaman alacağa benziyor. Nedeni ise iktidarın kendi içindeki Fetullahçıları gizleme çabasıdır.

Darbe girişimi modern Türkiye tarihinde milletin uğradığı gerici saldırının en şiddetlisi ve kapsamlısıdır. Bir benzerine 31 Mart 1909’da yaşamıştık.

 İkinci Meşrutiyet’ten beri Türkiye’yi girdiği çağdaşlaşma yolundan alıkoymak isteyen açık ve gizli birçok yapılanma gördük. Fetullahçılık, bunlar içinde en sinsi olduğu kadar, en cüretkâr olanıdır da. Bundan önceki gerici hareketler, bir partinin etekleri altında büyürler, doğrudan iktidar talep etmek yerine o siyasi partiyi kullanarak meşruiyet kazanma ve toplumu ağır ağır muhafazakârlaştırma yolunu seçerlerdi.  Fetullahçılar ise 15 Temmuz darbesiyle açık açık devlete el koymak, bunu da bundan önceki darbelerin biçimine özenerek askerler yoluyla yapmak istediler.

FETULLAHÇILAR BAŞARSALARDI

Fetullahçılar, darbeyi başarsalardı Türkiye nasıl bir rejim altına sokulacaktı? Öyle anlaşılmaktadır ki, AKP’yi iktidardan uzaklaştıracaklar, kanlı bıçaklı oldukları Tayyip Erdoğan’ı yargılayacaklar, yeni bir anayasa yaparak darbelerine meşruluk kazandıracaklardı. Yüzlerindeki maskeyi bir süre daha atmayacaklar, topluma barış ve huzur getireceklerini ileri sürecekler fakat iktidarlarını pekiştirdikçe gerçek niyetlerini ortaya dökeceklerdi. Gerçek niyetleri ise emperyalist amaçlarla çelişmeyen gerici bir İslam devleti kurmaktı.

İlkokul mezunu bir vaizin devlet içinde bu ağı adım adım nasıl kurabildiği ise hayret vericidir. Üniversiteye girişte sistemli ve yıllarca süren bir hırsızlık, yalan, takiye, bu hareketin ne kadar sinsi ve tiksindirici olduğunu kanıtlıyor. 15 Temmuz gecesinin ilk saatlerinde bu darbeden sevinenler olmuşsa onu Kemalist askerlerin yaptığını zannetmelerindendir. Bu bile çok hatalı bir tutumdur. Ordu uzun zamandır Kemalist subay yetiştirmediği gibi, Kemalist sıfatını kullanan bir askerî darbe de Türkiye’ye çok şey kaybettirirdi.

DARBE GİRİŞİMİ AKP’YE YARADI

Laik ve demokratik kesimler, Fetullahçıların başa geçmesi halinde milleti bekleyen tehlikelerin farkındaydılar ve yıllardır bu konuda hükümeti uyarıyorlardı. AKP Hükümeti ise devlet yönetmede gizli açık destek aldığı ve ortak olduğu bu tarikatı kanatları altına aldı. Onlara cüppe, apolet, arsa, bina ve itibar olarak ne istediyse verdi. Köylerde babalarının mirasını paylaşamayan kardeşlerin balta bıçaklı hale gelmesi gibi, iktidar kavgası, AKP ile Fetullahçılar da sonunda birbirlerine karşı silah kullanmaya sevk etti.

Ülkeyi karanlık dehlizlere sokacak olan darbenin bastırılması iyi olmuştur. Fakat AKP koynunda yıllarca bu yılanı neden ve nasıl beslediğinin hesabını millete henüz vermemiştir. Verecek gibi görünmüyor da. Nedeni, aralarındaki ideolojik yakınlıktır. Fetullahçılar kazansaydı Türkiye şeriatçı bir Ortaçağ devleti olacaktı. Fetullahçılık bastırıldı ama Türkiye aynı yolda pupa yelken yol almaya devam ediyor.

AKP hükümeti, şimdi Fetullahçılıkla mücadele ederken onun bu gerici yanı üzerinde durmuyor. O bu darbe girişimini kendi iktidarını pekiştirmek için kullandı. Darbeyi bahane edilerek hak ve özgürlükleri kısıtladı, basın özgürlüğünü daha da daralttı. Kurulan Olağanüstü Hal Rejimine dayanılarak özgürlük ve barış isteyenlere kan kusturdu.

Hak ve özgürlüklere dayanan bir programa sahip olsaydı, AKP hükümetinin yapacağı şey, darbeyi bastırdıktan sonra Fetullahçılara yardım ve yataklık yaptığını itiraf ederek istifa etmekti.  “Bilmiyordum” diye kendini savunuyor. Kendisine karşı bir darbe yapılacağını bilmiyordu ama ikisi birden Türkiye’nin demokratik sistemine karşı darbe üstüne darbe yapıyorlardı. İşin ibret verici yanı şudur ki AKP iktidarı bunu şimdi Fetullahçılar olmadan yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla ikisinin dünya görüşü arasında bir fark yoktur. Yalnız ideolojik olarak değil, uyguladıkları yöntem açısından da benzerlikler vardır. Siyasi hayata bir seçim partisi olarak giren AKP, seçimle iktidarı kaybetmeye razı görünmüyor. Son İstanbul seçimlerinde bu niyetini belli ettiği gibi, seçilmiş belediyelere kayyım atayarak, anayasal kurumlara emirler vererek hukuku ayaklar altına alabilmektedir.

SIRA AKP’DEN KURTULMAYA GELDİ

Türkiye’nin demokrasi cephesi, şimdi de AKP iktidarından kurtulmak için mücadele ediyor ve bedeller ödüyor. Şüphesiz ki bunu başaracaktır.

Diktatörce uygulamaların, yurttaşların hak ve adalet bilincine çarpıp geri dönmemesi mümkün değildi. Şimdi içinde bulunduğumuz süreç AKP devletinden kurtulma sürecidir. Fetullahçılığı alt eden Türkiye şimdi adım adım bu kurtuluş yolunda ilerliyor. 23 Haziran seçim sonuçları “El mi yaman bey mi yaman?” göstermiştir. AKP bocalıyor, bunalıyor, çırpınıyor ve bir çıkış arıyor. Ne yaparsa yapsın, nafiledir. Demokrasiye, çok sesliliğe, barışa, kardeşliğe aykırı politikalar dikiş tutturamayacaktır. Türkiye, Fetullah Gülen ile Tayyip Erdoğan parantezine hapsedilemez.

Kurtula kurtula ilerliyoruz. (15 Temmuz 2019)

zekisarihan.com

Leave a Reply