15 TEMMUZ DUYGULARI

Bugün 15 Temmuz. İnternette gazetelerin birinci sayfalarına bakarken Takvim Gazetesinde “15 Temmuz’da Bayraksız Ev Kalmasın” üst manşetini görünce bugün evlere bayrak asılıp asılmayacağını düşündüm. Dışarıya bu gözle baktım. Ne evlerde asılmış bir bayrak ne de site çalışanının her millî bayramda astığı bayraklardan vardı. Anlaşılan 15 Temmuz, diğer millî bayramlardan farklıydı. Zaten internette yaptığım sorgulamada millî bayramlar arasında 15 Temmuz’u sayan da vardı? Saymayan da. Zaten adı da Bayram olarak konulmamış, “Demokrasi ve Millî Birlik Günü” olarak konulmuş ve genel tatillerden sayılmış.  Fakat ortada ne demokrasiden ne de millî birlikten eser var.

Gene gazetelere baktığımızda ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Geçmişte Fetullah Cemaatini övmüş, onun etkinliklerinde yer almış, ona “ne istediyse” verenlerin gazeteleri bayram coşkunu yaşatan manşetler atmışken, geçmişten beri tarikatlar aleyhine bir tutum almış, bu arada Fetullah Gülen’in laik devlet için yarattığı tehlikeye dikkat çekmiş olan basında hiç de bayram coşkusu görülmüyor. Aksine, Fetullah Cemaatiyle hesaplaşılmadığı, 15 Temmuz darbe girişiminin hâlâ aydınlatılmamış yönlerinin bulunduğunu yazıyorlar. Bununla da yetinmiyor, devleti bu kez başka cemaatlerin sardığını anlatıyorlar. İktidar cemaatlere karşı değildi. Yeter ki cemaatler hükümeti desteklesin!

Bu koşullarda 15 Temmuz’da evlere neden bayrak asılmadığı, şeriatçı bir darbeye en çok karşı olanların neden 15 Temmuz’da bir bayram havasına girmediği daha iyi anlaşılıyor. Hükümetin söylemleri ve çabaları, milletin çoğunda bir karşılık bulmuyor.

15 Temmuz, bir kardeş kavgasının sonucuydu. Kardeşlerden biri, genel seçimlerle iktidara gelmişti ve ülkeyi adım adım bir şeriat devletine dönüştürme çabasındaydı. Öteki kardeş de bundan memnundu ve parlamenter demokrasinin sona ermesi için mezardakilerin bile oy kullanmasını istiyordu.

Fakat sözü geçen Cemaat, iktidarı tek başına ele almak için beklediği zamanın geldiğine inandığı bir anda komuta ettiği askeri harekete geçirdi. Fakat hareketi birkaç saat erkene alma zorunluluğu başarısızlığına sebep oldu. Darbecilerin yenilgisi, Hükümete, kendi ifadeleriyle iktidarlarını uzatmak için fırsatlar sundu. Kanun ve kararnamelerle iktidarını pekiştirmeye başladı.

Dünya tarihi, savaşların çoğunun ezilenlerle ezenler arasında değil, ezen iki kuvvet arasında çıktığını kaydediyor. AKP ile Fetullah örgütü, temsilde hata olmaz, Türkiye burjuvazisinin iki kanadını temsil ediyorlardı. Darbeler de genellikle burjuvazinin bir kanadı tarafından diğer kanadına yapılır. Halk tarafından burjuvazinin alaşağı edildiği harekete “darbe” değil, “devrim” denir.

AKP ile Fetullah örgütünün mücadelesinde AKP üstün geldi. Şimdi temel çelişki AKP ile demokrasi güçleri arasında. Önümüzdeki süreçte demokrasi güçlerinin de AKP’yi seçimle yenmesi bekleniyor. Böylece Türkiye halkı, hem tek adam rejiminden, hem de Türkiye’yi şeriatçı bir ortaçağ devleti yapmak isteyenlerden kurtulacak.

Emeğin özgürleşmesine ise daha epeyce zaman var. Dikkat: Bu bakış açısıyla hareket etmeyenler halkı yarı yolda bırakabilirler. Ne yapıp edip halkı örgütlemekten ve kendi iktidarı için bilinçlendirmekten başka çözüm yok. (15 Temmuz 2022)  

Leave a Reply