50 YIL ÖNCE, 50 YIL SONRA…

50 YIL ÖNCE, 50 YIL SONRA…
 
Zeki Sarıhan
 
Bundan 51 yıl önceydi.
Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Beyceli köylülerinin yolsuzluk canlarına tak deyince Anayasadan kaynaklanan bir haklarını kullanmaya karar verdiler. İl merkezine kadar iki günlük bir “Yol Yürüyüşü” yaparak yetkililerin dikkatini çektiler.
1961 Anayasasının öngördüğü siyasi ve hukuki hak ve özgürlükler ortam içinde köylülerin yaptığı ilk yürüyüştü. Yalnız Fatsa ve Ordulular değil, Türkiye de o zamana kadar böyle bir şey duymamış, görmemişti,
 
Yürüyüş köylülerde kendine güven duygusunu geliştirdi. Basın köylüleri alkışladı.
 
Gerçi idareciler bu hakkın kullanılmasına henüz hazır değildi. Önce kaymakam, ardından valilik yürüyüşün yapılmaması için zorluklar çıkardı ama köylüler kararlılıkla bunu da aştılar. Yürüyüşe engel olunamadı. Yalnız yürüyüşten sonra Tertip Komitesi üyelerine yürüyüş sırasında dağıtılan bildirinin altında imzaları yok diye birkaç günlük bir hapis cezası verildi ve bu da ertelendi.
Bütün köylüler, çok haklı bir dava için yürüdükleri ve bunu da başarıyla yaptıkları için bu yürüyüşle övündüler. Yürüyüşten çekilmiş bazı fotoğraflar Beyceli tarihinin simgesi haline geldi. Birkaç yıl cami avlusunda Ramazan Bayramında yapılan Kültür Şenliğinde bunların ikisi büyük poster olarak köyün ünlü delisi Abdurrahman’ın posteriyle yan yana asıldı. Demek ki ancak delilikler tarihte bir iz bırakıyor!
 
Türkiye’nin toplumsal mücadele tarihinde yer etmiş böyle bir olayın unutulmasına gönlüm razı olmadı. Olayın bütün boyutlarını araştırarak, yürüyüşe katılanların hayatta olanlarıyla da konuşarak onu on yıl önce bir kitap haline getirdim. (Bir Ömür Böyle Geçti-Türkiye’de İlk Köy Yürüyüşü, Ankara, 2008)
 
Bunun bir film yapılmasını Fatsalı tanınmış bir sinema oyuncusuna önerdim. Kitaptan da bir adet gönderdim. Onun bu filmde başrolü üstlenmesini hayal ediyordum. Sanki onda bir köy öğretmeni olan ve onuncu köye gitmeye hazır olan kendimi görecektim! “Ben oyuncuyum, o iş film yönetmeninin işi” yanıtını aldım. Konuyu bir yönetmene havale edemez miydi?
Derken, bu yürüyüşü belgesel yapmak isteyen biri çıktı. Yapabilir miydi, ne zaman yapardı bilmem ama başka biri “Bu benim memleketimde geçmiş bir olay. Hak benimdir” diyerek onun önüne geçti. Razı oldum. Fakat o sırada aklına başka bir proje geldi. Fatsa’da Rumlardan kalma bir evin öyküsü. O sırada azınlıkların geçmişte uğradıkları haksızlıkları veya onların anılarını yazmak, belgesel yapmak pek modaydı. Bu projelere maddi destek sağlamak, köylülerin yürüyüşü belgeseli yapılmasından çok daha kolaydı…
50. YIL ANMASI NEDEN YAPILAMADI?
 
Geçen yıl, bu yürüyüşün 50. yılıydı. Onu geçmişte bir sürü kültür hareketine öncülük yapmış Beyceli’de bir programla anamaz mıydık? Köyün artık boş olan okulunda veya onun bahçesinde toplanır, olayın boyutlarıyla ve etkileriyle ilgili konuşmalar yapılır, yürüyüşe katılanlar konuşur, o gün taşıdığımız pankartlar ellerimizde olarak bir iki kilometrelik sembolik bir yürüyüş yapar, bir slâyt gösterir, sonra yürüyüş sırasında yenen nevalelerle karnımızı doyurur, belki köy türküleri de söylerdik.
Bunu yalnız Beyceli köyünden olup büyük çoğunluğu köy dışında olan 100’den fazla kişiye duyurdum. Toplantının hangi tarihte yapılmasının daha iyi olacağını da sordum. Ramazan bayramında mı, kurban bayramında mı, yoksa yürüyüşün tam da yıldönümü olan 27 veya 28 Temmuz’da mı? Çoğunluk yürüyüşün yıldönümünü uygun gördü.
 
Gelgelelim bu toplantı yapılamadı! Gerçi böyle bir toplantıya karşı çıkan olmadı. Hepsi uygun görüyorlardı. Ne var ki bu işi kotaracak olanlarda bir durguluk vardı. “Yapmayalım” demiyorlardı, fakat “Elbette yapalım” da demediler! Sanki ayakları geri geri gidiyordu. Bunun nedenini, köyün resmi yöneticisi olan kişinin şu sözleri ele veriyordu: “Sakın kaymakam bu işten beni sorumlu tutmasın!”
 
Doğrusu, köy içinde yapılacak böyle bir etkinlik için resmi makamlardan izin alınması gibi bir şey aklıma gelmemişti. Köyde düğün, Kutlu Doğum Haftası gibi bir sürü etkinlikler oluyor, bunun için izin alınmıyordu. Bir anma toplantısı için buna ne gerek vardı? Etkinlik için kaymakamlığa başvuru yapılsaydı, ne yanıt alınırdı? Denenmediği için bilmiyorum. Haksızlık da yapmak istemem.
 
50 yıl önce gerek köylüler, gerek Yürüyüş tertip komitesi, resmi makamların baskılarına karşı durmuştu. Yürüyenler arasında köyün muhtarı da vardı. 50 Yıl sonra ise bunu anma toplantısı yapmak bile bir risk almayı gerektiriyordu. Ülkede olağanüstü hal vardı!
Yıllar torbaya girmiş değildi ya. Biz de 50. yılda yapamadığımız etkinliği 51. yılında yapardık.
 
18 Temmuzda Olağanüstü Hal kalktı. Şimdi artık böyle bir engel yok denebilirse de OHAL yetkileri valiliklere devredilerek sürekli hale geldi. Bu nedenle olacak köydekilerden “Geçen yıl yapamadığımız etkinliği bu yıl yapabiliriz” gibi bir öneri gelmedi.
Şurası bir gerçek ki 51 yıl önceki Türkiye gözünü ve gönlünü geleceğe, ileriye dikmişti. Bugün ise yorgun, bezgin ve ürkek.
Biliyorum ki bu geçici bir durumdur. Beyceli köylüleri, geçmişlerinde olduğu gibi demokratik Türkiye’nin kurulmasında üstlerine düşen görevi hatırlayacaklar. (20 Temmuz 2018)
 
zekisarihan.com

Loading

Leave a Reply