GÖRESİM GELDİ

Zeki Sarıhan

Dünyada eşi bulunmaz güzel yurdumun gezip gördüğüm yerlerini göresim geldi.

Edirne’de Trak mezarlarını, Selimiye Camiinde ters laleyi, 1975’te eşimle beni yolda rastlayıp köyüne götürerek misafir eden muhtarı göresim geldi.

Tekirdağ’da kadim dost Hasan Akarsu’yu, Kırklareli merkezinde akşamları serana çıkılan ana caddeyi göresim geldi.

Urla’nın Bademler köyünde tütün dizen kadınlar (1967)

İstanbul’da yeniden görmek istediğim o kadar yer var ki: Piyer Loti’den Haliç’e bir daha baksam, Aksaray’daki TÖB-DER’de öğretmenlerle sohbet etsem, Yıldız Parkı’nda sonbahar yapraklarına basarak yürüsem, Taksim’de mitinge katılsam,

Atatürk kitaplığında ve Beyazıt’ta Hakkı Tarık Us Kütüphanesinde eski gazetelerden notlar alsam, Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı Kadıköy’deki evinde yeniden ziyaret edebilsem, vapurlarda satıcıları dinlesem… Dikilitaş’ın önünde durup İstanbul’un o uzun geçmişine dalsam… Hepsini göresim geldi.

İzmit’te Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneğinde dostlarla bir araya gelsem, Uzuntarla’da Gülseren Delibaş’ı, Derince’de Hüseyin Canerik’i ziyaret etsem; Adapazarı Karasu’nun deniz kıyısında yürüsem, Düzce’de bizim uzun boylu Çerkez Fethi Sönmez ile buluşsam, Bolu İzzet Baysal Üniversitesinde müzikçi Sefai Acay’dan bir halk türküsü dinlesem.

Bilecik Söğüt’te tarihi meydan camiinin önündeki çay bahçesinde soluklansam, Bozöyük Öğretmenevi’nin bahçesinde Niyazi Güner ve öğretmen arkadaşlarla tatlı bir sohbete dalsam, dolambaçlı yollardan iniş aşağı araba sürüp Bursa Ovası’na insem. Uludağ’a çıkan yolda 700 yıllık Çınar’ın dibinde ayaklarımı suya sokup serinlesem, Kemalpaşa’da bir tatlıcıya uğrayıp Balıkesir’e geçsem, Milli Mücadele başlarken Mehmet Akif’in coşkun bir konuşma yaptığı Zağanos Camiini o günleri düşünerek bir daha gezsem, yerinde duruyorsa Gönen’de hayvan pazarını gezsem, Ömer Seyfettin’i ansam,

Çanakkale’de savaş alanlarını gezip bu zavallı halkın kaderine yansam, yedi katlı Troya’da eski çağları hayal etsem, Ezine’den peynir alıp Ayvacık’ta Behramkale’ye çıksam, birkaç adım ötedeymiş gibi görünen Midilli’yi seyretsem,

Bergama Krallığının haşmetini Tepedeki krallık merkezinden bir kere daha görüp Kızıl Kilise’yi de gezdikten sonra İzmir’e geçsem. Kordon’da arkadaşlarla muhabbet etsem, Osman Gazi Oktay’la gün yüzüne çıkarılan Agora’yı dolaşsam, Kadifekale’de Mardinli küçük çocukların hatırını sorsam, Urla’da Susuz Yaz filminin çekildiği Bademler köyünde tütün dizen kadınlarla röportaj yapsam,

Söke’den Milet’e geçsem, Öğretmen Zorba Ergin’e konuk olsam, tiyatroyu gezdikten sonra Didim’de Mustafa Öge ile buluşsam, ortak dostlarla gene bir akşam güzel bir muhabbet yapsak, Muğla’da Bahattin Uyar’a, yaşadığı köy evinde sürpriz yapsam, Milas’ta kaleye bir daha çıksam.

Milas’ta Beçin kalesi

Selimiye’de 50 yıl önceki öğrencilerimle buluşsam. Köyceğiz’de Suphi Tuncer’in çam ağaçları arasındaki dağ evinde bir gece konuk olsam, Aziz Mersin de herhalde Fethiye’dedir. Bu vesile ile Kemal Özkara’yı yaşadığı köyde yakalayıp Fatsa’daki eski mücadelemizin sohbetini yapsak.

Antakya Kaleiçi’ndeki Sanatevinde sohbet etsem, Ahmet Turan Kul’a Babanın meyhanesinde bir akşamlık eşlik etsem, şiirlerini dinlesem; oradan kıyı boyunca Roma ve Bizans eserlerine baka baka Gazipaşa’ya ulaşıp Celal Oğuz’u bulsam. Onun bahçesinden biraz yenidünya, salatalık, biber koparsam, Silifke Kalesi herhalde yabani ot ve dikenlerden temizlenmiştir, onu görsem, Mezitli’de tatlı dilli Nurettin Ataman’ın denize bakan evinin balkonunda kahvaltı yapıp onun avcılık palavralarını dinlesem, Ali Düzgünoğlu da orada olsa.

Adana’da Ecdet Güvel ne yapıyor acaba? Osman Nuri Poyrazoğlu da oraya göçtü, ikisini de ziyaret etsem, Amanos Dağlarını tırmanıp Amik Ovası’nı geçtikten sonra Hatay’a varsam, Sen Piyer Kilisesi’ni, Mozaik Müzesini bir daha görsem, sokakları çamurdan geçilmeyen Samandağ’da dost canlısı Âdem Beyaz’ı bulsam, bahçesindeki ağaçlarından portakal toplasam.
Dönüş yolunda Ulukışla’da Yusuf Kenan Türker’le buluşsak. Birlikte Öküz Mehmet Paşa Kışlasını gezsek. Darboğaz’da kiraz toplasam: Ereğli’de İvriz Köy Enstitüsü’nden ne kalmışsa hüzünle onu ve yakınlarındaki Hitit kabartmasını görsem, 54 yıl önce ayrıldığım Karapınar’da Naim Aydınbelge’den başka tanıdık kalmış mı bir sorsam, Öğretmenlikte ilk göz ağrım Akçayazı Köyüne bir gece daha konuk olsam, bulabildiğim birkaç öğrencimle eski günleri ansak. Karaman’a geçsem. Emekli öğretmen Ali Ünlüer ve Alaaddin Özmen bana Karaman’ı bir daha gezdirse, bu kez bir bisküvi fabrikasını da görsem, Emir Koçaklarda bir kez daha lezzetlii bir yemek yesem…

Hepsini ne çok göresim geldi. Daha başkaları ve başka yerler de var… (20 Ocak 2019)

zekisarihan.com

Fotoğraf: Urla Bademler köyünde tütün dizen kadınlar (1967)

Leave a Reply