ÖĞRETTİN Mİ?

Zeki Sarıhan

Sevgili meslektaşım,

Öğretim yılı göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Sevgili öğrencilerinin ellerine karnelerini verip evlerine gönderdin. Dinlenmeye hakkın olduğu halde onlardan ayrılırken içinde bir yangı hissettiğine eminim. Öğretmenliği diğer mesleklerden ayıran da işte bu duygudur.

Bir sınıfın veya bir dersin sorumluluğunu üstlenmiştin. Bir ders yılı küçüklerin minik ellerinden tutarak çizgi çekmeyi, harfleri yazmayı öğrettin, rakamları tanıttın. Toplama, çıkarma, çarpma, bölme yaptılar. Şarkılar söylettin, resimler boyadılar,  Ülkenin ve dünyanın geçirdiği maceralardan söz ettin. Yurdunun bölgelerini, komşu ülkeleri, kıtaları tanıttın. Haritalar çizdirdin.

Fakat sevgili meslektaşım, onlara öğretmen gereken başka şeyler de vardı. Bir yıllık alın terini ve göz nurunu gözden geçirip bir değerlendirme yapman de gerekir? Şu sorulara yanıt vermek için:

Öğrencilere mensup oldukları milleti tanıtırken, dünyada başka milletler de bulunduğunu, bütün milletlerin haklarının eşit olduğunu da öğrettin mi? Milli açgözlülüğün milletleri birbirine düşman hale getirdiğini, oluk oluk kanların akmasına neden olduğunu da öğrettin mi? İnsanlığın barış içinde bir arada yaşaması için beyinlerine ve yüreklerine insanlık tohumunu ektin mi?

Öğrencilerine, toplumun sınıflardan oluştuğunu, sınıflar arasında büyük adaletsizlikler bulunduğunu, yoksulların insan haklarından yararlanamadığını anlattın mı?

Onlara daima hak ve adaletten yana olmayı, zalimlere karşı mazlumların yanında saf tutmayı telkin ettin mi?

Herkesin düşüncelerini özgürce dile getirmesi gerektiğini, düşüncelerinden ötürü kimsenin suçlanamayacağını, doğru görüşlere ancak tartışarak ulaşabileceğimizi öğrettin mi?

İnsanlığın bütün buluşlarının ve bin yıllar boyunca yarattığı kültürün, sanatın kitaplarda bulunduğunu söyledin mi? Okuma alışkanlığı kazandırabildin mi?

Kişilik sahibi olabilmeleri için ezberlemekten uzak durmalarını, kendine özgü düşünceler taşıyabilmelerini ve bunları savunabilmeleri gerektiğini hissettirebildin mi?

Yurdumuz, halkımız ve bütün insanlığın sorunlarını dert edinen bir ülkü sahibi olabilmeleri, daha adil bir toplum ve daha temiz bir dünya için görev alacak bir bilinç aşılayabildin mi?

HİÇ BİR ZORLUK SENİ ENGELLEYEMEZ

Sevgili meslektaşım,

Bütün bunları yapman için kimseden izin almam gerekmez. Hiç bir müfredat, hiçbir emir ve genelge senin bu görevleri yapmana engel olamaz. Eğitim ortamın ve ders kitapları yetersiz, velilerin bilgisiz ve ilgisiz olabilir. Bir fikir emekçisi olarak senin de sorunların bulunabilir. Hiçbir sorun, seni yarının Türkiye’sini kuracak insanlar yetiştirmeni engelleyemez. Değil mi ki öğretmensin ve değil mi ki senden feyz ve seni kendine örnek alacak öğrencilerinle birliktesin. Senin sınıfa girişin, çocuklara ve gençlere seslenirkenki ses tonun, güler yüzlü ciddiyetin, disiplinli çalışman, sorumluluk duygun, sınıfta uyguladığın adalet genç ruhlar üzerinde silinmez etkiler bırakır. Her durumda ve her koşulda, kutsal görevin devam ediyor.

Genç beyinlere ekeceğin tohumların bir kısmı, bir mevsimde yeşeren bitkiler gibi kendini gösterir. Bazılarının meyvesini yıllar sonra alacaksın. Sorun çözmek istedikleri zaman senin tutumun gözlerinin önüne gelecek: “Öğretmenimiz olsa nasıl düşünürdü ve davranırdı?” diye akıllarından geçecek. Hayatın labirentleri içine dağılıp gidecek öğrencilerinin büyük çoğunluğunu belki bir daha göremeyeceksin ama sen onlarda yaşayacaksın.

O zaman sen ve onlar, ders yılı sonunda öğrencilerin ellerine verilen başarı belgelerinden çok, bilimin gösterdiği yoldan ayrılmayan, aydınlanmış, hak ve adaleti elden bırakmayan bir toplum olmadaki çabalarınızla iftihar edeceksiniz.  (16 Haziran 2019)

Diğer yazılar için: zekisarihan.com

Leave a Reply