TARİH OKUMADA EMEKLEME DÖNEMİ

T

Zeki Sarıhan

Öner Yağcı’nın geçenlerde yayımlanan Büyük Oğul Efsanesi (Tonguç’un Romanı), Köy Enstitüleri ve İsmail Hakkı Tonguç’la ilgili yüzlerce kitaptan biri olmakla birlikte, onlardan oldukça farklı.

“Roman” denilmiş olmasına bakmayın, bu hacimli kitap (544 sayfa) düpedüz, İsmail Hakkı Tonguç’un kendi ağzından bir biyografi denemesi. Onun adına Öner Yağcı anlatıyor.

Fakat Enstitülerle ilgili diğer kitaplardan önemli farkı bu değil. Kitap 1940’lı yıllarda Tek Parti içinde Enstitülerle ilgili koparılan fırtınayı bütün açıklığı ile ortaya koyuyor. Bu kitabı okuyanlar artık “Köy Enstitülerini ağalar kapattırdı” veya “Enstitüleri Demokrat Parti kapattı” gibi aslı olmayan görüşler ileri süremezler.

Kitapta da anlatıldığı gibi tam gerçek şudur ki, Tek Parti yönetimi uzunca bir süre köye eğitimi nasıl götüreceğini bilememiş, başka işlere öncelik verdiği için köy eğitimini ihmal etmiştir. Sonunda 1936’dan başlayarak Eğitmen kursları, 1937’de Köy Öğretmen Okulları ve sonunda 1940’ta Köy Enstitüleri ile köylülerin eğitilmesi için esaslı bir adım atılmıştır.

Büyük Oğul Efsanesi-Tonguç’un Romanı

Başlangıçta herkes bu işten memnun görünmektedir. Ne var ki, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle CHP içinde yaşanan saflaşmada Alman işbirlikçisi milliyetçi kanat yönetime hâkim olmuştur. Türkiye savaşa girmemekle birlikte parti içinde milliyetçiler çoğunluktadır. Öte yandan 1920 solculuğunu miras edinen bir grup da bürokraside ve kısmen parti içinde varlığını sürdürmektedir.  Bakan Hasan Ali Yücel’in koruyuculuğu altında İsmail Hakkı Tonguç ve göreve getirdiği kadrolar, bu akımın temsilcisi durumundadır.

Şurası ibret vericidir ki, varlıklı kent çocuklarının okuduğu üniversite, milliyetçilerin; köy çocuklarının okuduğu Köy Enstitüleri ise halkçılığın yuvalandığı yerler olmuştur. Köylü kitlelerini amansızca sömürerek burjuvazinin kısa yoldan zengin olmasını öngören milliyetçilik, düzenin bekçisi durumundadır. Bunlar kuruluşundan bir sürse sonra enstitülerdeki eğitimden şikâyetçi olmaya başlamışlardır.

KÖY ENSTİTÜLERİ VE HALKEVLERİ

Köy Enstitüleri ile halkevlerinin kardeş kuruluşlar olduğu sık sık ileri sürülüyor. Bu iki kurum, birbirinden çok farklıdır. Bunun kanıtı şudur ki, 1945’ten başlayarak enstitüler tırpanlanır ve gerek programları, gerek kadroları açısından değişime uğratılırken iktidar Halkevlerine dokunmamıştır. Çünkü halkevleri devletin denetimi altındadır ve enstitüler denetimden çıkmıştır. Enstitüleri kapatan zamanın CHP’sidir ve gerekçesi de bu kurumlarda komünist düşüncelerin uç vermesidir. Halkevleri için böyle bir suçlama Demokrat Parti tarafından bile ileri sürülmemiştir. Demokrat Parti’nin Halkevlerini kapatma gerekçesi, onun CHP’nin bir yan örgütü olmasıdır.

Enstitülere yüklenen suçlama “komünizm”dir ama enstitücüler, bu suçlamayı reddetme yoluna gitmişlerdir. Çünkü komünizm karşıtlığı esastır. Bu bir amentüdür. Komünizm suçlaması kabul edilirse onların kapatılması da haklılık kazanacaktır! Günümüzde bile enstitüler için bunun bir iftira olduğu görüşü yaygındır. 

İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların yenilmiş olması, Türkiye’de hâkim sınıfları sola yaklaştırmamıştır. Çünkü Türkiye’ye izleyeceği yolu artık ABD’nin başını çektiği Batı emperyalizmi göstermektedir ve bu kamp da halk düşmanlığını Hitlerden devralmıştır. Sovyetler Birliği’nin önüne bir set çekme bahanesiyle komünizmi en büyük düşman ilan etmiştir.  Türkiye’de İki büyük burjuva partisi bu konuda görüş birliği içinde olmuştur.

Bugünkü sol kamuoyunda köy enstitülerinin niçin açıldığı ve neden kapatıldığı ile ilgili yanlış ve sığ görüşlerin kaynağı, tek parti dönemini iktidarının sınıfsal ve ideolojik konumunu anlamamaktır. Öyle olunca bu parti içindeki çekişmeler de gözden kaçmaktadır.

Bu yanlış görüşlerin sahipleri, Türkiye’de karşı devrimin 1950’de Demokrat Parti ile başladığı, kurtuluş için 1950 veya 1946 öncesine dönmek gerektiğini ileri sürüyorlar.  Bunların projelerinde bir halk iktidarı yoktur. Bu nedenle Tonguç’u anladıkları da söylenemez. Öner Yağcı’nın da isabetle saptadığı gibi Tonguç sosyalist bir ruha sahipti. Sonradan tasfiye edilmiş olmakla birlikte Tek Parti döneminde görev yapmış olması, bazı öğretmen sendikalarında bile Köy Enstitülerine ve Tonguç’a karşı uzun süre bir ilgisizliğe neden olmuştu.

Ne yapalım ki tarihi doğru okuma, Türkiye’de hâlâ emekleme dönemindedir. (12 Şubat 2019)

zekisarihan.com

Leave a Reply